25.05.2010

Ne?!!

bugün çok canım sıkkın.. içimden ağlamak geliyo böğüre böğüre...
bitmedi gitti lanet okul!
sınavı bitti, el yazısı ödevi kaldı... baş ve işaret parmaklarımda hissizlik oluştu kalem tutmaktan.. kalıcı olursa hocaya dava açıcam :(
 
hep sıkıntılıyken yazıyorum farkındayım ama bi dikkat kesilin bak; bi kaç istisna dışında, insanlar yapacak daha iyi bişi bulduğunda ya da mecburiyetlere gömüldüğünde aksatıyor burayı.. yani aslında blog yazmak zevk işi değil, sıkıldığında yalnız başına yapılabilen bi aktivite...
 
sevgiliyle de aralar tırt üstelik... sıkıntılarım mı sıçrıyor yoksa bağımsız şekilde mi sıkılıyorum bilmiyorum (bu cümle için akşam kavga edilecek)
serdar ortaç olup, dağlara taşlara "hayat, beni neden yoruyosun" diye bağırmak istiyorum.. hakkaten be hayat, ne alıp veremediğin var benlen? yakında zayıflayıp hedef küçülttüğümde, bakalım bulabilecek misin beni bu insan kalabalığında?
 
boş boş, valla.. herşey boş..
 
 
 
20.04.2010

..

çok az kaldı be blog, dayan..
2.04.2010

SeS BiR Ki

allam sesim kısıldı!
bildiğin dönme sesi gibi tuhaf böğürüşler sergilemekteyim.. sevgilim bile sesimi tanımadı telefonda bugün :(
boğazımda böle lanet bi acı.. bi de şişti sanırsam acuk.. yutkunurken felan acıyo ama asıl kötü olan tahriş olmuşcasına acıyor olması öksürünce felan. bi de kuruyo namussuz, o da öksürtüyo haliyle..
amaan, benim derdim bitmez valla :)
bi de burdan, nasıl olsa ruhu duymaz diyerekten, danışman hocamı kınamak istiyorum. dün akşam 11 e kadar çalışmışken, bi de sabaha kadar panel düzelttim ve sabah 7 de adama mail attım.. bana akşam 4 gibi döndü ve bi dünya düzeltilecek şey söledi. ya ben hayatımda spss mi görümüşüm daha önce? baştan anlatsana nası yapıldığını? yok ama "analiz et" dedi hepsi bu.. sonra da parça parça düzeltme gönderiyo.. bişi yap diyo, yapıp gönderiyorum. bu sefer başka bişeyi düzeltmemi istiyo.. hepsini birden sölesen de ben de toptan yapsam ne güsel olmaz mı?

bişi değil, sevgilim de uyumadı gece.. sabaha karşı sızdı bi ara.. ben de sabah uyandırmadan çıktım.. başına saatler fln kurdum gitmeden ki, işe geç kalmasın.. fakat uyanması gereken saatte milyarlarca defa aramama rağmen uyanmadı.. işten kalkıp eve geldim onu uyandırmak için! bi azize olduğumu düşünmeye başlıyorum.. gerçi o da keyfinden mi uyumadı sanki? benim aptal panel tablolarımı yapmak için..

neyse ya, iç hesaplaşmalarımı milyonların önünde yaşamamalıyım :)

şimdilik bu kadar sanırım. uyumam lazım......



31.03.2010

VaY BeA!

ne kadar uzun zaman olmuş ben buraya adam gibi bişiler yazmayalı..
gerçi maymun iştahlıyım ezelden, bir gün hevesim geçer diye korkuyordum.. ama bu yaşadığım heves geçmesi değil.. vaktim yok... olan azıcık vaktimde de kafa dağıtacak şeyler yapıyorum.. ne bilim aptal feysbuk oyunları felan..

panel sunumumu hazırladım, gecelerce uykusuzluğuma mal olmuş olsa da.. lakin danışman hocamı bi türlü memnun edemedim.. durmaksızın düzeltme gönderiyor adam.. usandım yeminlen..
bitse de kurtulsam yahu..

bunun dışında, diğer mevzuda da herşey yolunda.. bi de paranoyak oldum ben.. çalıştığım yerden birileri blogumu okuyosa kaygısından, bişi yazamaz oldum.. neyse; umutla beklediğim şey gerçek olursa, göğsümü gere gere yazarım artık..

yoruldum a dostlar.. bi oraya koş, bi buraya koş.. bin parçaya bölündüm resmen.. ama çok az kaldı.. mayısta bitiyo okul.. bölelikle ders dönemimi bitirmiş, nispeten daha kolay olacağını düşündüğüm tez dönemine geçmiş olucam.. bundan sonrası yokuş aşağı :D

blog okumayı sürdürüyorum ama.. iş yerimde blogger'ı yasaklamış olabilirler ama reader'ıma kim karışır? vakit buldukça okuyorum gün içinde.. ama yorum yazamıyorum mesela, o çok hazin.. akşama kadar aklımda kalmıyo sonra o şeyler.. yazmıyorum.. sanmayın ki okumuyorum.. takip ettiğim tüm blogları, takip etmeyi sürdürüyorum.. hasbel kader de olsa :)

bi de hasta olmuşum, üzerinize afiyet.. boğazım felan nası feci.. sevgilim de tam gidecek geceyi buldu.. ya da ben tam da onun olmayacağı geceyi buldum hastalanmak için. yutkunamıyorum yeminlen.. annem de ayvalığa gitmiş benden habersiz.. kardeşim desen, kendi aleminde, haftasonu izmire gidiyomuş, yeni öğrendim.. ben mi koptum ailemden, yoksa bizi hayat mı yıprattı bilemiyorum..
şimdi yanımda yakınımda kimse kalmayınca, daha bi zor oluyo hastalık.. inildemeden, naz yapmadan hastalık mı atlatılırmış? üstelik bi de ay sonu.. deliler gibi çalışacağım yarın.. kuvvetle muhtemel normal ssatimde çıkamayacağım bi de..

sık dişini kızım; güzel günler gelecek, kalbim tertemiz çiçek :D

bunun dışında bilmem ki neler oldu.. anlatmayınca zamanında, hiçbişi anlatmaya değer gelmiyo insana :)

şimdilik bu kadar olsun da; bundan sonra bu kadar ihmal etmemeye çalışayım ineklerimi :)

inek derken, resimleri kastediyorum ha.. aman derim :D




15.03.2010

CıK CıK....

bi yazıma yorum yazılmış diye sevindim.. bi baktım link göndermiş bi "adsız"! ne yani ben de o linki yayınlayacak mıyım.. ayıp yaw!
biz burda sanal reklam yapmıyoruz paşam!
sırf bunu yazmak için, hiç bi masraftan kaçınmadım yeminlen!
başlığı böle koyunca, sanki bin tane gelinlikçi bakmışım gibi di me? ama değil.. bi de sanki ben evlenecekmişim gibi, o da değil.. kardeşim evlenecek ya, ben de ona gelinlik bakmak konusunda yardımcı oluyorum ya.. aslında ben evleniyormuşum da, o bana gönülsüzce yardımcı oluyormuş gibi.. kendi düğünüme hevesim kalmadı valla.. :D

geçen haftalarda nişantaşı ve fatih taraflarına kendisini zorla götürmemden ve bi tane gelinliği beğenmesinden sonra, tam sipariş vermeye gideceğimiz günün öncesi "ben sipariş vermekten vazgeçtim, biraz daha bakmak istiyorum"deyince pek sevinmiştim.. heveslendi yeniden diye.. bu cumartesi de attık kendimizi kadıköye.. bi sürü gelinlikçi var diye.. var mı yok mu bilmiyorum çünkü hiç ilgilenmedik gelinlikçiyle fln.. bi tanesine girip şöle bi katalog baktı, kadının uzattığı kartı bile almadan koşarcasına çıktı.. hepsi bu.. sonra efendim gittik bana pantolon aldık.. bi dünya "herşeyci" dükkanı gezdik.. bi tane de mont aldık hanfendiye.. hepsi bu..

yahu madem sadece alışveriş edesin, vitrin bakasın fln vardı; ben de ona göre gelirdim.. geçmiş haftalardaki tecrübelerim bana gelin olma yaşımın geldiğini gösterdi zaten.. hangi gelinlikçiye girsek, gelin olan benmişim gibi davranıyolar.. çünkü hanım kızımız paspallıkta sınırları zorlarken, ben özenip gidiyorum hep.. misal bugün saçımı felan düzleştirip, makyaj yapıp gittim. nedense pek bi ciddiye alıyorum bu olayı.. dedim; kendi düğünüme hevesim kalmıcak bu gidişle..
normal şartlar altında iş yerinde fln makyaj yapmadığımdan beni görenler özel bi durum var sanıyo, herkesin dikkatini çekiyorum.. kardeşime gelinlikbakmaya gitces deyince, inanmıyolar bi de :) evet sevgili güvenlik görevlisi, senden saklıyorum ki sevgilimle buluşmaya gittiğimi, senden yana kısmetim kapanmasın.. töbe töbe :D

şimdi; daha yeni adım attığım evceğizimde, gözlerimin arasına kapanmasınlar maksatlı sıkıştırdığım kürdanlar vasıtası ile, üstümü değiştirmeden ve makyajımı silmeden sevgilimin gelmesini bekliyorum.. çünkü saçımı o yaptı sabah ve akşama kadar bozulmasın olur muuu dedi.. ben de bozmadan bekliyorum işte..

o değil de; amma dertliymişim arkadaş :D
12.03.2010

Yo DoSTuM Yo

tamam, iş yerinde yemek olaraktan döner pilav fln çıkması iyi güsel de; ya benim gibi o etin kokusundan bile rahatsız olanlar ne olacak?
kendimi koca toplumda azınlık gibi hisseder, gerçek azınlıklara saygılarımı sunmak isterim..
 
 
 
9.03.2010

SiTeM

yazmıyorum bi süredir diye, izleyici sayım bir kişi azalmış!
ben izleyicinin sadık ve sabırlı olanını severim :)

valla fena bozuldum.. ama o zaten artık beni izlemediği için, bozulduğumdan da haberi olmayacak muhtemelen..

bu da bi paradoks değil mi zaten?
22.02.2010

HeSaP VeRMeCe :)

ya neler neler oldu, hiçbirini yazamadım...
yazasım yok, üşeniyorum...
bişileri yaşadıktan ve üstünden zaman geçtikten sonra böle oluyo bana... anlatasım gelmiyo hiç..
ama yine de özet geçeceğim, sonra gününde anlatacağım şeylere info teşkil etsin diye..


okulumun ikinci dönemi başladı, çok gerginim.. sürekli kafamın içinde bi saat tiktaklıyor.. zaman daralıyor, içimden hiçbişi yapmak gelmiyor.. bu gidişle bırakacaklar beni derslerden...

demem o ki yüksek lisans denen şey, size bildikleriniz dışında bişi öğretmez... sadece bi sürü şey okuyup, derleyip yazı yazmanızı gerektirir. vakti olana ne ala, vakti olmayana ise yazık ki ne yazık..


hocalığım da başladı.. bi sürü sevimli mini mini öğrencim oldu.. ikinci sınıf öğrencileri bu arada, mini mini derken benden mini :) ben gergindim, onlar da biraz gergindi ilk ders münasebetiyle.. ama atlattık sanırım, sevdiler beni.. hatta iyi ki siz geliyosunuz dersimize, bi hoca var hep asık suratlı en azından siz gülüyosunuz, bi enerjiniz var dediler :)

bi de iş yerimde izin alma problemim var..... toplam 6 günlük iznim kaldı ki bu hafta için de alınca 4,5 gün kaldı.. haftada 1,5 gün izin kullandığımı göz önüne alırsak, 3 hafta daha yasal olarak izin alabileceğim.. zaten yüksek lisans başlarken haftada bi gün demiştim, arıza yapcak yarım gün fazladan izne diye ödüm kopuyo.. şimdi bu izinler de bitince napcam bilmiyorum.. unpaid izin yazacağım mecburen ama.. hadi ben maaşımı eksik almayı göze aldım da, ya adam izin vermezse diye yürek ağızda valla. her hafta o izin kağıdını imzalatmak için odaya doğru yürürken, yeşil yoldaki "dead man walking" çanları çalıyor kulağıma..

neyse yahu, bu hafta da aldık izni :)

bi de kardeşimin düğün tarihi belli oldu, 3 temmuz.. biz de gelinlik arama turlarına başladık.. ilk hafta gittiğimiz nişantaşında bişi bulamamıştık ama bu haftasonu fatihe gittik ve bulduk.. aman allahım nası güsel bi gelinlik o! bi de gelinlik için öle abartı bütçeler ayırmaya gerek yokmuş, beğendiğimiz en pahalı gelinlik 2200 TL idi.. ve sanırım onu seçecek.. :)

bunun dışında parasal yönden sıkıntılar devam etmekte.. bıktım valla ucu ucuna yaşamaktan ve hatta çoğu zaman ucunu kaçırmaktan.. önümüzdeki aylarda rahata ereceğim umudunu içimde canlı tutuyorum.. umutsuz yaşanmaz heralde..

bi de ben tombul bi insan evladı olduğumdan, kardeşimin düğününe kadar zayıflama kararı verdim.. ama sadece karar verdim henüz.. çünkü her gördüğüm şeyi canım çekmeye devam ettiği ve ben de caanım bünyemi kırmaya dayanamadığım için; happuru huppuru yemeye devam ediyorum.. nolurdu sanki şu sihirli değnek ya da lamba cini fln gerçek olsaydı.. bendenizi birden sıfır beden bi insan haline sokuverseydi..

bunun dışında da herşey yolunda... özel hayatım da çok özel olarak sürmekte.. çok özel olduğundan anlatamayacağım :) ama yolunda, bu böyle biline :)

şimdilik bu kadar laf yeter.. yüksek lisanstan şimdi geldim ve kendimi sersemlemiş hissediyorum... uzak olmasa da şehirlerarası bi yolculuk yaptım, ne de olsa.. yarın da ders vereceğim.. oturup bi de ona hazırlanmam lazım :)

ben kaçar..
18.02.2010

BeTWeeN Us BabY


kadınlar sevgilileri olan erkekleri çekici buluyorlar... itham mı bu, suçlama? yooo, kendimden biliyorum.. kötü bişi mi peki bu? mantıken evet.. ama kasıtlı değil herşeyden önce.. ayrıca edebinle oturmayı, o duyguyu kontrol etmeyi becerebilirsen hiç de kötü değil.. platonik platonik kalır öle.. hatta gün gelip o adam sevgilisinden ayrılınca, istemez olursun artık..


benim kızdığım, edebiyle oturmayanlar.. daha portakalda vitaminken idrak ettiğim bişiydi benim.. bi adamı sevgilisinden ayırıp, onunla mutlu olmayı bekleyemezsin.. kıyaslanırsın, vicdan azaplarının muhattabı olursun.. o adamın aklından hep geçer, iyi mi ettim ondan ayrılıp bunla olmaya başlayarak sorusu...


üniversite yıllarımda yazdığım bi yazı vardı, o geldi aklıma.. kadın; yoldaki bi çukurda bekleyen su damlası gibidir.. dışardan bakarsın, sana gökkuşağının renklerini gösterir.. içerden bakarsın, aslında çamurdan ibarettir..


hayatının 5,5 yılını üniversite kız yurtlarında geçirmiş biri olarak, kendimi konunun otoritesi sayar; kadının en büyük düşmanının yine bir kadın olduğunu hatırlatmayı borç bilirim..


erkekler fasülye, bu savaş aramızda..
12.02.2010

MüZiK


Fort Minor - Remember The Name
Yükleyen FortMinor-Official. -


klasik müzik enstrümanları, mesela rock ya da r&b enstrümanları ile birlikte kullanıldığında kendimden geçiyorum ben! mesela keman, mesela piyano...
daha baskın, daha -altıçizili- geliyo bana..
işte buna benzer bi müzik keşfettim bugün.. bi süre önce duymuş, beğenmiş; fekat peşine düşmemiştim. bugün düştüm.. aradım buldum.. aha buraya da ekliyorum şimdi..
çok rap, lyric kısımları özellikle ama o kemanlarrrrr...

şu an co-production aşamasında bulunan bir film olan karate kid filminin soundtrack parçası bu. fragmanını da ekleyeceğim zaten.. jakie chan ve will smith'in küçücük oğlu jaden smith oynuyorlar başrollerde.. yaşı yetenler için, eski filmlerle konu olarak aynı.

klasik bi hollywood hikayesi hattızatında; farkındayım.. ama olsun, o eski filmleri de pek severdim zaten..

haydi bakalım, cilala parlat :D


Karate Kid Trailer 2010 Avec Jackie Chan
Yükleyen swicth. -
11.02.2010

Hmmm, NeFiŞ!

hoy hoy hoy!
öylesine bakımlı bi kadınım ki...
saatlerdir kendimle uğraşıyorum.. her zaman olmasa da arada bunu yapmayı seviyorum, ne yalan söliim.. böle kimse olmasın, bi başıma kendimle ilgileneyim istiyorum.. maskeler yaptım, duş aldım, oje sürdüm, ayak bakımı yaptım fln.. vakit alıyo ama bence ruha iyi gelen bi terapi yöntemi bu.. üstelik sonunda pembe topuklar, pürüzsüz ciltler kalıyo kar :)

şimdi de sağlıklı çok sağlıklı meyveler yiyeceğimdir.. sevgilim sağolsun dün "bana meyve allll" diye ağladı, bi muz yedi yattı uyudu.. şimdi kalanını ben yiyeceğim :) ehu, bekle beni kiwi!

keşke her daim olsa bu heves bende.. keşke herşey için bu kadar maymun iştahlı olmasam :)
8.02.2010

DerT TaSa

bana bak okuyucu.. ama gerçekten bak.. şöle bi içimi gör... nerden neler çıkıyor bi anla beni..

çok çok sevdiğim bi arkadaşımın boşandığı haberini aldım az önce.. nedenini sölemiyo.. ancak adamakıllı sarhoş olursak anlatırmış.. izmirde kendisi.. nası bir araya geliriz de sarhoş oluruz bilmiyorum.. ama yapmam gereken şeylerden biri, onun yanında olmak...

karmakarışık, hayat denen şey... sımsıkı örülmüş bi yumak, aç açabilirsen.. yoruluyo insan bazen.. insan olan tabi.. neden böle şeylerle uğraşmak zorunda kalasın ki.. neden beyazdan bi anda siyaha geçmeli? ufak gri tonları her kadına yakışır oysa..

okulum başlıyor, sıkılmaya şimdiden başladım...

ben şahsen bizzat kendim... yoruldum!
26.01.2010

BeN!

2007 yılından beri alerjim var benim...
nefes almakta güçlük çekiyorum, burnum akıyo, genzim ve burnum kaşınıyo... hapiuruyorum ve dolayısıyla da çok yoruluyorum...
4 senedir bilfiil çalışmaktayım; aynı iş yerinde...
eylül ayından beri yüksek lisans yapıyorum.. haftada bi gün şehir dışına çıkıyorum.. bazen de iki gün, hem de gidip gelmeli..
bütün bu tempo, yorgunluk, halsizlik vs içinde uzun zaman geçirdim, hala da geçirmekteyim..
üstelik kansızım ve metabolizmamın yavaş çalışmasına ve sürekli yorgun hissetmeme sebep olan bi hastalığım var..

dokuz aydır birlikteyiz sevgilimle..

o bugün hasta hissediyor kendini..
işten daha yeni geldi, 12 saatten fazla çalıştı..
ve "bütün gün hapşurdum, burnum aktı, genzim kaşındı.. ayrıca çok çalıştım.. çok yorgunum" deyip suratını astı ve kapıdan girdiğinden beri ettiği kelam sayısı 20 falan..

şimdi...
adalaetin bu mu dünya?
ben mi çok dayanıklıyım?
çok mu iyi niyetliyim?
yorulmaz mıyım?
hasta hissetmez miyim?
ne zamandır yazmıyorum farkındayım...
yazamıyorum ama, elim gitmiyor...
bu sayfayı açsam da, yeni bişiler yazamıyorum..
okuyamıyorum da, neredeyse hiç..

ama geçecek...
yeniden yazacağım kısa süre sonra..
okul bi açılsın da :D

dert olmadan yazamıyorum sanırım ben..
:D
 
MüTeveLLi HeYeTi © 2009. BaLıK GöZüNDeN İNeK!