20.12.2014

Veda..

Bugün ayrılığın 10. günü.. 10 gündür sana üzülüyorum sevgili.. Kaybına..

Bu gece son sevgili.. Bu gece bırakıyorum.. Son kez sana kalkıyor kadehim..

Üzüldüğüm şeyin sen olmadığını; bunca zamandır içimde biriktirdiğim sevme hasreti olduğunu idrak ettim..Ona yazık oldu, bu sürede..
.
Ben seni değil, sevmeyi hayal ettiğim adamı sevdim.. Senin suretini kullandım gerçi, hakkını helal et..

Artık kızmayacağım sana..
O çok inandığını deklare ettiğin tanrın var ya.. Ona havale ediyorum seni bundan gayrı...

Ne büyük hayallerle evinde bıraktığım herşeyi atmışşsındır eminim... Atmadıysan da at... Bu saatten sonra, yalvarsan da girmem o eve...

Bu saatten sonra değil seni, sana benzeyen kimseyi sevmem...

Bu kayıp benim değil sevgili...

Sabahına hediyem olsun; son sözüm olsun...
Veda Şarkısı

Bu kez gerçekten elveda sevgili...


17.12.2014

Yoo!

Ben gitmesine giderim, hiç sorun değil..
Ama sen ne olursun benden sonra?
Kusura bakma da;
Dedirtemem kendime...

"Bunu mu sevmiş yıllarca?"
14.12.2014

Günah Çıkarma..

Şimdi yalan yok; ben otuz yaşımı geçeli oldu biraz.. Yani aslında öyle toy, acemi biri sayılmam.. Ama insanın yaşıyla birlikte büyümeyen bir şeyler var..

Uzun bir yalnızlık döneminden geçtim..
Kimseyi istemedim uzun süre hayatıma.. Sonra yalnızlığa alıştığımı farkettim.. Sonra üşendim, yeni şeylerin tümüne; alışkanlıklarıma sarıldım...
En son, yalnızlıktan yorulduğumu fark edip, kendimi dünyaya açayım dedim...
Ama işte; insanın yaşıyla hiç de alakası olmayan şeylerden biri, henüz yaşanmamış şeylerin olduğu gerçeği imiş...
"Bu saatten sonra, en fazla ne olabilir ki" dediğim zamanda bile, mevlam şaşırtmayı deniyor ya beni.. İyi niyetine kurban, seni mi kırıcam? En güzel ben şaşırırım!

Bana zaman ayıran, benimle ilgilenen, beni merak eden, cepleri güzel kelimelerle dolu bir adam tanıdım.. Farklı bir şehirde yaşayan.. İşi işime, yaşı yaşıma, aklı aklıma denk.. Tadından yenmez.. Öyle çok yakışıklı sayılmaz ama o kadar kusur bende de var...

Velhasıl..

Yaşadığım korkunç evlilik deneyiminden yanmış ağzım için bile, yoğurdu üfleyemedim.. Bildiğin aşık oldum, hem de bayaa.. Evlenme teklifi etti; inanmazsın ya, olur dedim!

Ama işte, asıl hikaye sonra başladı..

Tam olarak, "bu yaştan sonra, bunu da mı görecektim" kısmı burda başlıyor..

Çok da detaya girmek istemiyorum, mecalim yok zira anlatmaya...
Neticede, ayakta uyutulmaya ne kadar müsait biri olduğumu öğrendim.. Birinin bana yalan söyleyebileceği aklımın ucundan bile geçmiyor! Neden söylesin ki yalan, sakıncalı olduğunu düşünse yapmaz zaten gibi bir mantık hakim bende.. Ama işte, o işler öyle olmuyormuş...

Bahsettiğim zaman dilimi ne kadar kısa da olsa; geçen her bir gün X 24 saat boyunca yalan dinlemişim meğer... Bak bu da çok enteresan.. Bu kadar yalan neden? Bari anlattıklarının bir kısmı doğru olsaymış...
İşinden, yaşından, eğitiminden falan bahsetmiyorum; onlar doğru şükür (beterin beteri var ne de olsa) Bahsettiğim başka...
Yahu amma uzattım.. Neticede; bu adam ülkenin dört bir yanında sohbet muhabbet ettiği onlarca kadın olan biri çıktı.. Bunların herhangi biriyle bir şey yaşıyor mu bilmiyorum.. Zira kanıtlayamıyorum.. Ama hissediyorum! Bu çirkin sürecin bana kattığı en güzel şey de bu oldu galiba.. Hislerimin ne kadar kuvvetli olduğunu hatırlattı bana.. Bir konuda içinde şüphe varsa, bir türlü rahat edemiyorsan; orda mutlaka bir bit yeniği varmış.. İçimdeki kadına güvenmem gerekirmiş.. Ama işte, insan kondurmak da istemiyor.. Hangi insan evladı, göğsünü gere gere "süper aldatılıyorum, bana muhteşem yalanlar söyleniyor" der ki? Ben de demedim...

En can alıcı kısmı da sona sakladım.. Bakın herhangi biri bunu anlatmaz.. Kendine yediremez.. Ben yediririm, umrumda değil.. Yedim bi bok, inandım mal gibi; ben biliyorsam, siz de bilin.. Salak olduğum için beni daha az sevecek değilsiniz.. Ya da "bu salağı bir de ben kandırayım" demezsiniz umarım...

Geçirmekte olduğu kötü günler sebebiyle, benden 2 günlük bir zaman istedi.. Her tür iletişim yolunu kapatıp, hayatıyla ilgili önemli kararlar almak için kendisiyle kalmak istediğini deklare etti.. Son derece medeni ve elzem buldum.. Dedim peki; nasıl istersen, öyle...
O iki gün bitmedi ya!
Dört gün olduğunda artık, şüphelendim ve ben arayayım bari dedim...
O telefon açılmadı ya!
O akşam belki 10 defa aradım... Bir de endişeleniyorum, başına bişi mi geldi diye; te allam..
Ertesi gün iş yerinden ulaştım, cebinden ararsam yine açmaz belki diye..
Verdiği cevap ne olsa beğenirsin? "Kimseyle konuşmak istemiyorum çünkü"
Lan ben seni dün akşam aradığımda, bir saat boyunca meşguldü telefonun? O mecburi bir konuşmaymış...
Aman ne sikimse.. (özür)

Yazıklar olsun kabilinden bir konuşma ile noktaladım, o şok anlarını...

Hala da anlamış değilim, başıma ne geldiğini... Ya da neden benim başıma geldiğini...
Bunca zamanlık yalnızlıktan sonra ve bu yalnızlığa nokta koymaya karar verdiğim ilk seferde başıma böyle bir şey gelmiş olması; Tanrı'nın bana "sen artık bi vazgeç bu işlerden" demesinin bir yolu olabilir mi?

Velhasıl kelam; hayatımda belki de ilk defa bu kadar ayakta uyutuldum, böylesi ucuzca aldatıldım (ondan emin değilim) ve bu şekilde terk edildim...

Lan tamam, her şey insanlar için de; karşımdaki insan değil?

Bu yazıyı yazana kadar, acı çekmekteydim aslında.. Üstünden henüz 3 gün geçti çünkü... Ama bir kaç saat önce bir idrak geldi bana..
Saçma gelecek belki ama, whatsappta sürekli online olduğunu görmek, twitterda her kadının üstüne alınabileceği şeyler paylaşması falan..
Aydınlandım!
Ve kabullendim...
Umursanmadığımı, önemsenmediğimi, kıymetsiz olduğumu, yerimin derhal dolduğunu, yalanlar duyduğumu, bir yalana inandırıldığımı ve belki de aldatıldığımı...
Hepsini kabulleniyor ve şu yaşımda kendime bu kadarlık bir yanılma payı bırakıyorum...

İlk yanılma payım da efsane gerçi ama.. Olsun yahu, benden kıymetli mi?
9.12.2014

Ancak...

Bu tip bir sessizlik, ancak ölmüş olman durumunda; bu tip bir yalnızlık, ancak ölmüş olmam durumunda kabul edilebilir..
8.12.2014

Nasıl?

Bazı dertleri taşımak, olgunluk ister..
Alışmak ister, benimsemek ister..
Bazı dertleri taşıyabilmek için, o dertlerden hiç kurtulamayacağını bilmek gerekir.
Usul usul sahiplenmek...

Önce biraz içmek istersin..
Sonra daha da çok içmek istersin...
Zamanla; içince geçmediğini idrak edersin..
Geçmiyor işte içince...
Kafan güzelken, aklındaki tek şey o dert..
Sonra ayılırsın, kafan leş gibi..
Aklına gelen ilk şey, yine o dert...
Uslanmazsın, yarın bir daha..
Ertesi gün bir daha...

Bazı dertlerle, içerek başa çıkılamayacağını öğrenmen gerekir...
Bazı dertlerin senden asla gitmeyeceğini...

Ben mesela...
Nasıl mutlu olunacağını bile bilmiyorum...
O dert benden giderse, nasıl yaşayacağımı bilmiyorum...

Ha uslanmıyorum, içmeye devam ediyorum...
Sabah kalkıyorum, kafam leş gibi..
Ama aklımda yine o dert..

Derdim benden gitmesin, ben nasıl yaşanır bilmiyorum...
Derdim benden gitse de, nasıl yaşanır bilmiyorum...

Şu lanet hayatı nasıl yaşayacağımı bilmiyorum!
28.11.2014

Yakarış!

Sanırım çıldıracağım!
Sanırım aklımı kaybetmek üzereyim!

Ne olur, bana bir yol göster...
27.11.2014

Önemli Soru

Bir şarkı yapayım desem, yarın üstüme yürür diye korkarım..
Şiir yazmaya yeltensem, yarın yüzüme tükürmesi en büyük endişem...
Tüm duygularım geçici..
Zaman zaman kendimi sevmekten bile vazgeçiyorum..
Bi yandan içimi rahatlatıyor bu his..
Kendimi sevmekten vazgeçtiğim bile oldu diyorum...
Kimler gelir, kimler geçer..
Bi yandan da ölümüne korkuyorum...
Bunca istikrarsızlık, kimbilir nelere gebe?

Hadi şimdi nispeten gencim..
Peki ya sonra?
26.11.2014

....

bugün fark ettim ki; ben yıllardır hep "iyi" olmuşum lan!
ne yaşarsam yaşayayım, hayatımda hiç bir aksaklık yaratmamış!
sadece annemin kanser olduğu haberini aldığımda işten izin almışım...
evlendiğimde balayı bile yapmadım, boşanırken kafa izni kullanmadım..

bugün hayatımda ilk defa, kafa izni yaptım kendime..
"iyi değilim" dedim ve çıktım...
dersleri yapmadım, okulda oturmadım, kimseye bir şey söylemeden çıktım..

iyi değilim lan hayat!
sana verecek hiç bir şey kalmadı bende..
bir laf vardır ya hani, kiminse affetsin...
"bende, sana yetecek kadar ben kalmadı" diye..
hah işte tam ondan...

uzun zamandır içmiyordum..
hatta beni tanıyanlar garipsiyordu...
garipsemeyin!
döndüm...
tüm sefil hayatıma, tam kadro geri dönüş yaptım..
5 efes, 2 paket sigara ve bolca müzik ile yeniden aranızdayım...

kelimelerim kayıp gerçi..
belki alkolsüzlükten..
onlar bile döner belki, belli mi olur?

her türlü kabulleniş, bir nevi tövbe..
bundan sonra haddimi aşmayacak, saçma sapan umutlara kapılıp mutlu olmaya yeltenmeyeceğim...
işime gidecek, evime gelecek ve edebimle içeceğim...,

bir daha bırakmayacağım seni, canım sefaletim...
15.11.2014

!!!

Kalbiniz donmuş lan sizin!
Bir insan evladı beni nasıl sevemez anlamıyorum...
Dünyanın en kolay şeyi beni sevmek...

Allah belanızı versin de hepimiz kurtulalım!
7.11.2014

Milli Yas

Ankara'daki arkadaş, 25 ekimde evlenmiş arkadaşlar...
Bir daha benimle "bahtsızlık" konusunda sidik yarıştırmak isteyen olursa; devler ligine yükseldiğimi bilsin isterim...
Hepinizin izniyle, bugünü milli yas ilan ediyorum!

Not: Daha 20 Eylül'de benimle fingirderken 25 ekimde evlenmiş olması da manidar yalnız...
adamın evlenesi varmış, ilk tuttuğunu oturtmuş nikah masasına...
ah ulan :(((

Not 2: Resmen böğüre böğüre ağlayasım var şu an.. Kendimi alkolle sterilize edicem bu gece :(((


13.10.2014

Rakam

Dün gibi sanki ama üstünden 596 gün geçmiş..
596 defa güneş doğmuş üstüne!
Kim bilir kaç dolunay, kaç güneş patlaması, kaç yıldız yağmuru..
O gün doğan çocuklar, baba diyor şimdi :(
Bir kez daha saygı duydum bak sana..
Ne inatmış yahu, ne inatmış!!
Gerçekten sözünün eri bir insansın..
Tebrikler..
Cidden..

Ne diyordu Umay, 97'de?
"Biraz daha geç kal ki, bir şey daha bulayım..
Bir gerçek daha,
Yanında dublörüyle..
Bir gerçek daha ister misin?
Özlemiyorum seni..
Bir gerçek daha?
Hiç sevmedim seni..
Belki de başka bir ... peşindeyim..
Her şeyi unutuyorum.."


Böyle hemen her akşam rakı içecek biriyle evlenmek istiyorum..
Hayattaki yegane gayesi, eve gelip benimle rakı içmek olan biriyle..
İyi günde şerefe, kötü günde kedere içebilecek birini...

Benim hiç sevmediğim felsefeyi biraz bilsin isterim.
Çünkü evlilik dediğin, biraz birbirini tamamlamak neticede..
Benim eksiğim, onun tamı olsun..

Kelimelerle arası iyi olsun..
Çünkü ben içtim mi, içimden bir sefil kelime oyuncusu çıkıyor..
Bana laf yetiştirsin, ilham olsun...
O konuşsun, ben yazayım istiyorum..
O da yazsın sonra, ben de ona bir iki şey yazdırabileyim, ilham olup..

İşte istiyorum, istiyorum da..
Şu hayattan hangi istediğimi alabildim ki diye sormadan da edemiyorum..

Şimdi kalksam, en sanalından evlenme teklif etsem Ali'ye..
Kesin annesi izin vermez benimle evlenmesine...

11.10.2014

Had..

Ne demek seni tam sevmiyorum?
Ben senin iki gözüne aynı anda bakamıyorum bile..

Ne haddime, tüm varlığını tam olarak sevmek?
I.
Canım!
Benim kalbimi sana yapmışlar..
Ne zaman adını duysam, sahibini görmüş köpek gibi çırpınışı bundan..
Al istersen..

II.
Canım!
Ellerimi sana yapmışlar benim..
Her avuçtan düşmesi bundan..
Muhtemelen yerli yersiz üşümesi de..
Böyle çok işlevsiz..
Al istersen..

III.
Sahibi olmadığım bir şeyin, ömürlük bakıcısı olmak zor..
Sahibi geldiğinde mahcup olmamak için, kendimin gibi bakmak..

Her şeyim emanet..
7.10.2014

SöyLe...

Bilmez misin; dökerim yüzümü her ağladığımda..
Bilmez misin, geriye kalmaz tek bir mimik bile...

Söyle Allah aşkına,
Nesini sevmedin yüzümün?

 
MüTeveLLi HeYeTi © 2009. BaLıK GöZüNDeN İNeK!