13.08.2009

BeNi SeÇ!!!!

Normal şartlar altında, duyarlı bi insan evladı değilim ben... birileri bi yerlerde acı çekiyor, bilirim ama monoton “hmm” dan başka bi tepki gelmez benden. Bununla ilgili benzer bi itirafı, mardindeki katliamla ilgili olarak da yazmış idim. Neyse.. gazze de savaş olmuş, peeeh... afrikada çocuklar aç, mmhhh...
Tamam gurur duymuyorum bununla ama, yapımda yok; ben napiim...
Tabi konu hayvanlar olunca iş değişir.. buna duyarlılık deyin, algıda seçicilik deyin, yuh ne ayıp deyin.. ne derseniz diyin ama bi kedi yavrusunun olası acısı beni daha çok ilgilendiriyor..
Velhasıl kelam...
Konuyu şuraya bağlamaya çalışıyorum ki.. sabah işe gelince; kahvemi koyup gazetemi okumaya başlarım ben. Sonra bloglara fln bakarım.. orda hoşuma giden başka şeyler bulurum, ordan oraya atlarım fln.. bu sabah da öle oldu.. kendimi birden “kardeşini seç” te buldum.. neden bilmiyorum, yani daha önce de duymuştum bu mevzuyu.. hatta doğudaki kardeşlerine defter-kalem fln gönderen arkadaşlarım vardı ama hepsine burun kıvırırdım. Ama bu sefer kendime engel olamadım! Şırnak’tan 11 yaşında bir kız çocuğunu seçiverdim!

Sonra ona mektup yazmaya başladım.. dedim ki önce kendimi anlatayım.. sonra o bana kendini anlatır, benimle ilgili bişiler sorar fln..sohbet gelişir, birbirimizi tanırız bi şekilde.. ama daha mektubun ortasına gelmeden, tıkandım kaldım.. şırnakta, topu topu 11 yıldır yaşayan bi kıza; ne anlatabilirsiniz ki.. “istanbuldayım ben, şu işi yapıyorum. Ama hayatım pek renksiz.. işten çıkınca direk eve geliyorum, bütün akşam internette pinekliyorum.. bu sebepten yeni heyecanlar aradım da kendime, seni de ordan buldum” denmez ki.. ya ne denir? Bilmiyorum..o yaştaki ve o kültürdeki bi çocuk için, zaten fazlasıyla kafa karıştırıcı olabileceğimden tırsıyorum..
28 yaşında, çalışıyor, yalnız yaşıyor; ama evli değil! Ben mi abartıyorum? Yadırgamaz mı bunları? Ya da saklamalı mı? O zaman ne anlatmalı?
Sadece bi kaç hediye fln göndersem dedim. Sonra hayvanlık etme kızım diye yapıştırdım cevabı kendime.. kısa bi not yaz, içine de renkli defter kalem fln koy.. offf...

Nedense, onunla tanışmak bana iyi gelecek gibi hissediyorum..
Acaba diyorum; doğa beni üremem konusunda dürtüyor da, ben mi mesajı algılayamıyorum?

PS: siteye bi bakın derim. Belki siz benden daha duyarlısınızdır... belki sizi benden daha çok etkiler.. belki siz de oralardan bi kardeşiniz olsun istersiniz..
12.08.2009

KaZaNDıM

evet sevgili okuyucu... dünkü heyecanımın, daha önceki ösym kasmalarımın sonucu belli oldu... kazandım be yaw! yüksek lisans başvurusu yapmıştım, umutluydum ama yine de kendimi daha fazla gaza getirmemek için yaymamıştım sağa sola. bakarsın olmaz, döt olmayayım diyordum. ama kazandım, çok mutluyum!
"ohooo, sen bu puanlarla ilk sırada girersin" diyen kişiyi de kınıyorum feci şekilde. o kendini biliyor, muhtemelen burda adının geçtiğinden haberi de yok.. ama olsun, ben kınıyorum.. utanmasalar almayacaklarmış yaw.. 10 kişi alıyo bölüm, ben dokuzuncu girmişim. olsun, girmişim ya :D
şimdi ofiste kutlama amaçlı pasta keseceğimdir. akşam da sevgilimle kutlama yapmak niyetindeydim ama kendisi bugün biraz gudubet nedense.. halbuki bugün gudubet olunur mu? hayat, nedense bu aralar farklı şeyler yaşatıyor bize. halbuki benzer frekansta olmak zor değil hiç.. du bakalım, neler olacak...
ben bi de kızıyorum böle olunca ha.. ben böle çok mutluyken, mesela başvuru sonucumu öğrenmek için dün geceden beri belki 300 defa siteye girip bakmışken ve sonucu sabah 10 da ancak öğrenmişken, sen kalkıp da "aramıyosun, üstüme düşmüyosun" diyosan, benim şalterlerim atıveriyo..

sevgiliyi sevmek; zorunluluk değil, gülistanlıktır!
sevgiliyle ilgilenmek; rutin değil, heyecandır..

ben yüksek lisansı kazandım; bugün hayat bana güsel!
hepsi bu..
iyi günner..
WWF’e maddi katkı sağladığını iddia eden bi araştırma kuruluşunun anketleri geliyor bana.. nasıl yaptım da, bana bunlardan göndermelerini sağladım bilmiyorum ama her anket geldiğinde kendimi pandaların hayatını kurtarmakla mükellef hissediyorum. Hatta bazen saatlerce süren saçma sapan anketleri, ölüm pahasına doldurduğum oluyor.. maksat pandalar kurtulsun :)
Mail kutumda onlardan mail geldiğini görünce, yüzüm buruşuyor genelde.. “anketimize davetlisiniz” yazan bi mail. “Pff” diyorum, “yine mi ya.”. madem sevmiyosun, kapat gitsin di me, yok! İlla sonuna kadar cevaplanacak, hem de gelen her anket!
Ben bu kadar büyük özveri ile anketleri cevaplarken, onlar bazen beni beğenmeyiveriyor ; asıl ona kıl oluyorum.. misal dün milliyet okur anketi geldi. Ben zaten günlük hayatımda, milliyet okuyorum. “Heh” dedim, “bu çok da sıkıcı olmayacak.”

İlk soru, bugün milliyet okudunuz mu?
İlk cevap, evet.
İkinci soru, internetten mi okudunuz, bayiden alıp mı okudunuz?
İkinci cevap, internetten.
Sonuç: teşekkürler, hoşçakalın!

Nası ya? Ulan ben size yıllarımı verdim.. yıllardır bilgisayar demedim, epilatör demedim; her anketinizi doldurdum. Araba yedek parçaları hakkında bile fikir yürüttüm.. şimdi ilk defa cevaplamaktan keyif alacağım bi anket gönderdiniz ve ben onu cevaplamaya layık değilim; öle mi? Kimseye iyilik yapmaya gelmiyor ha.. sanki ben vaad ettiğiniz 20 liralık ideefix hediye şeysi için dolduruyorum o anketi..zaten yüze yakın anket doldurdum, bi defa 25 liralık hediye şeysi verdiniz. Zaten onu da gidip 65 liralık Zeki Demirkubuz seti almak için kullandım, astarı yüzünden pahalıya geldi..

Sanırım ben reddedilmeye gelemiyorum.. du neydi, bi şarkı dinlemiştim bu sene plajda. -Sen kim oluyorsun da beni beğenmiyorsun- diye. “Yuh özgüvene gel” demiştim. O duruma geliyorum galiba yaşlandıkça :D

Şimdi burdan araştırma şirketi yetkililerine sesleniyorum. O anketi bana derhal tekrar gönderin! Valla bayiden aldım okudumu işaretlicem. Çok merak ettim, soruları yahu.. ben istemez miyim size Ece’yi anlatayım, Canım Dündarım’dan bahsedeyim?

Hşşt okuyucu, peki ya sen? Sen beni beğenmiyo musun?
blog yazmaya başladığımdan beri, merak etmiştim nerden buluyolar diye.. "bunu yazmış da benim bloga gelmiş" deli oluyodum valla. sonunda öğrendim, azmin elinden kurtulmuyor.. :D hatta güsel de bi birikim yaptım. yorumsuz olarak yayınlıyorum..

* minnetin var bana ama hala kıllanmış değilsin
* "kalın bacak" ayakkabı
* absalom blogspot
* akrep burcu erkeğinin beğendiği hoşlandığı kadın tipi
* amından kıl aldırmayan kadın
* ayvalık hangi denize bakar
* baarma twitter
* bütün acılar geceleri pekler
* denizciler ne kadar kazanır
* gelecek belirsiz
* halet-i ruhiye
* hayvan şakası
* her gün birbirinin aynı reklam
* ideal erkek boyu
* kadının amında yazı yazsın
* kara sinekler neyi sevmez
* kompela ne demek
* neden ilişkide erkek kadının amına parmak basar
* o kadar malsın
* sahildeki dondurma
* saçımı ne yapsam
* teklife gerek yok kendiliğinden başlar aşklar saklı kalmaz duygular yaşanır elbet aşklar
* yettim gari bu çile
* çine giderken yanımızda ne kadar para götürmeliyiz
* çocukken banyomu
* şikayet beerpoint

aslında her birine bişiler yazmak geliyor içimden ama; susuyorum.. herşeye cevap yetiştirmeye kalkarsam, nice olur halim.. sadece absalom ve baarma arkadaşlarımızı benim blogumda arayan zihniyeti kınamak istiyorum! :D
hani bu gece benim için bitmişti? bugün rekor kırdım zaten heralde.. bu kaçıncı post yahu? parmaklarıma zeval, aklıma heyheyler vermesin..
akşam işten gelince -bi saatçik- uyumak mantıksızlık! bunu idrak etmem için, daha kaç gece uykusuz kalıp, ertesi gün sürünmem gerekiyo? valla idrak problemi yaşıyorum ben...
bi de facebook'ta "fashion wars" diye bi oyuna sardım feci.. aman başından kalkamıyorum... ilk defa, iş yerimde facebook kullanmak yasak diye kızmıyorum :) yoksa bütün gün başından kalkmazdım vesselam..
ayrıca bugün çok fena önemli bi gün.. ama kimse bilmiyo bunu.. sölemicem de.. önem arzetme sebebi, gerçeğe bel verirse; ilan ederim elbet.. ama şimdilik ya olmazsa diye tırsıyorum da susuyorum..
ayrıca ben blogumu gün geçtikçe daha çok sever oldum.. hastayım sana blog, ayrılamıyorum. Siminya'yı da burdan kınıyorum.. insan neden blog yazmayı bırakmayı dener ki? mis gibi uğraş.. yaz dur, hele bi de onun gibi bi okuyucu kitlen varsa.. de mi ama?
bi de çikolata olur, tatlı olur.. olur ama bak; olmazsa olmaz.. getirin önüme, dağları yirim şu ara..
bi de; "benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var" cümlesindeki serhad kelimesinin sınır manasına geldiğini bilen var mı? ben şahsen edirnede öğrenmiştim. heryerlerde serhad şehri yazıyodu.. minübüslerin arkasında bile.. serhad koleji vardı bi de.. ne ola ki bu demiştim de, oranın yerlilerinden biri aydınlatmıştı beni. gerçi yerli diyince, yarı çıplak zenciler beliriyo aklımda ama, öle değildi. adam gibi giyinikti.
kıssadan hisse,
sorun: garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar?
çözüm: benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var..

benim için gece burda bitmiştir :p
11.08.2009

ÖDüL(DüL)


hemen her yazıma yorum yazan, nerdeyse kendini yorum yazmaya mecbur hissettiğini düşündüğüm sevgili bi dost'a sesleniyorum burdan..

sen yazılarıma yorum yazdıkça, ben yazmaya şevkleniyorum...

yorumları kontrol etmek için sayfayı ilk açtığımda "1 yorum" görsem, "kesin bi dost'tur" diyorum..

ve bu vesile ile burdan seni ödüllendirmek istiyorum!

"1. Geleneksel MüTeveLLi HeYeTi Altın Pıtrak Okuyucu Ödülleri" adı altında şu an başlatmış bulunduğum ödül verme eyleminde; ilk pıtrağı sana yolluyorum sevgili bi dost!

umarım bu performansın devam eder, ben de sana daha nice pıtraklar yollarım..

En Vefalı Okuyucu/En Sıkı Yorumcu Pıtrağı: BiDost


esen kalasın işalla!


dün "benim neremi seviyorsun yahu?" dedi sevgilim...
"ağzını yüzünü" dedim; garipsedi :D
"yüzünü gözünü" dedim, susturdu beni :)

hayatla aramda, bazı anlaşmazlıklar var; farkındayım...
10.08.2009

CaNLaRıM!

hani blogları okuyorum, bazılarına da yorum yazıyorum ya..
sonra blogların sahipleri de, cevap yazıyorlar ya..
işte tam bu noktada bi ricam olacak..
hassasım ben bu konuda; çok rica ediciim, adımı doğru yazın!
ben şahsen; yazmak zor geldiği için tara-kopyala-yapıştır yapıyorum.
siz de yapın..
benim adım POLLY (iki adet L, bir adet Y)
ama poli, poly vs.
bana bunlarla gelmeyin..
öptüm; konu muhattabı olan olmayan herkesi..
8.08.2009

OLSuN

sinirlenince insanın kendine saydırması keyifli oluyor..

dün canım sıkıldı çok.. keyfimi kaçıran şeyler oldu.. ben de hakkımda söylenen iyi ve kötü şeyleri madde madde yazıp, karşıdan bakayım istedim.. katıldıklarım da var, haksızlık olarak adlandırdıklarım da.. olsun..
birilerinin senin hakkında kötü şeyler söylemesi, hiç konuşmamasından iyidir.. en azından seni düşündüklerini bilirsin :)
kaldı ki; kötü söz sahibine aittir.. bi de; kendi diyen kendi olur :p
7.08.2009

NaSı?


Ben;

*Aşık olmanın anlamını bilmeyen
*Aşık olduğu konusunda karşısındakini ikna eden
*Yalanlar söyleyen
*bir kişiye bağlı kalmak konusunda sorun yaşayan
*biriyle beraberken, gözü başkasında olan
*zaman geçtikçe “muhteşem” likten “normal” liğe terfi eden
*ilgilenmeyen
*dokunmayan
*sevgisini göstermeyen
*duyarsız
*vurdumduymaz
*özensiz
*değişken



Buna rağmen;

*mükemmel
*harika
*çok güzel
*akıllı
*özel
*zeki
*kültürlü
*herşeyin ne iyisine layık
*prenses
*dişi
*kuvvetli



Bi insanım..

İlgilenenler bilgilensin diye..
6.08.2009

CeVaBeN


ineklere bayılıyorum!
neden? hiç bilmiyorum..
o ebleh suratlarına, koca göbeklerine... yani aslında tamamen fiziksel özelliklerine.. :)

ben üniversiteye kadar hiç inek görmemiştim.. yani yakından.. öle filmlerde ya da yol kenarlarında fln görmüştüm.. üniversite birinci sınıfta sakaryanın taraklı beldesine yaptığımız okul gezisinde gördüm ilk defa.. nasıl güzeldi... nasıl da aptaldı ve bu nasıl da belliydi! belki de dürüst geliyorlar bana, aptallıklarını saklamıyorlar ya.. gerçi saklamak gibi bi şansları var mı, o da tartışılır ama..
neyse, bu ineği ben sevecem diye tutturdum.. çiftçi dedi ki, "inek sevilir mi hiç?" adam üzerinden geçindiği hayvanı sevmeye hiç yeltenmemiş.. daha bi sevdim o zaman ineciği ben.. nasıl sevgiye aç göründü gözüme.. :) dedim "çağırın, sevecem" herkes bönbön suratıma bakmaya başladı.. o kadar adam, onca yıllık ömürlerinde inek çağırmaya yeltenmemişler hiç.. "inek çağırılmaz ki, kovalanır" dedi çiftçi.. hatta arka tarafa dolanıp hayvanceğizi bana doğru kovalamaya yeltendi. dedim "rahat bırak ya, vazgeçtim.. takılsın hayvan.. "
bi tane buzağı buldum yan bahçede.. bana ineği sevdiremediği için pek üzülen çiftçi, kolay hedef buzağıyı sevdirmek için çamurlu bahçeye daldı hemen. minicik buzağıcığı, yeni çıkan boynuzlarından tutup, bana doğru sürükledi.. fakat buzağı minicik de olsa, iradeli ve kuvvetli hayvan. bi noktadan sonra gitmeyeceğim diye direnmeye başladı. ben de ortada buluşmaya razı oldum.. hiç çekinmedim, o sevgiden mahrum büyüyen hayvancağızın kafasını okşayabilmek için daldım çamurlu bahçeye.. zavallı hayvancık çok korktu benden tabi.. usulca yanaştım, elimi kafasına uzattım ki.. suratıma tükürdü! ağzından ve burnundan çıkardığı tuhaf sümüksü şeyleri, suratıma fırlatıverdi.. hemen geri çekildim tabi.. çiftçi ise kendi tükürmüş gibi bi utandı.. "hapşurdu" dedi sıkılarak.. "çok yaşasın" dedim ben de.. kızmadım ama.. bırakınca kaçtı zaten hayvancık.. kendime kızdım aslında sonra.. şımarıkça bi tavır yüzünden bi bebeğin ödünü kopardım diye.. hıçkırık da tutabilirdi yavrucağı..
neyse; inekle bu ilk münasebetimden sonra, daha da bi sevmeye başladım.. sınıf arkadaşlarımdan biri nevşehirde, köyde yaşamakta idi. hayvanları, tarlaları fln vardı. ondan bana inek resmi çekmesini istedim. ama böle, yakından çekmesini, suratlarının görünmesini.. biraz tereddürt etse de, ne çok sevdiğimi bildiğinden peki dedi.. ilk gittiğinde memlekete, çekmiş getirmiş sağolsun.. yalnız onların ineği yokmuş da, komşuların varmış. benim arkadaş da kimlerde güzel inek var diye bi keşif turu atmış ilk gün. fotojenik inek aramış.. ertesi gün de, gidip en güzellerini fotoğraflamış.. bi ertesi gün ise, kapısına jandarma dayanmış.. fotoğrafını çektiği inekler çalınmamış mı? köylüler de "bu oğlan çok dolaşıyordu buralarda, o yapmış olabilir" diye ifade vermişler jandarmaya.. maksadını anlatmaya çalışmış ama "inekleri çok sevdiği için fotoğraflarını isteyen sınıf arkadaşı kız" hikayesi pek de inandırıcı gelmemiş adamlara :)
neticede olayda aklanmış ama bana da bayağı bi saydırmış..
fotoğraflar hala elimde, arada çıkarır bakarım..
özellikle de "balık gözü" denen kamera ile çekilmiş olanlara hastayım..
milka'nın da "happy cow" çikolatası tercihimdir...
:D
Söz verdiğim ve bi türlü yazmadığım Mim’i yazmaya karar verdim en sonunda..
Sevgili Godsy; bana inandın, seni utandırmayacağım :p

“Ne menem bişisin sen” konulu mim; sözünü ettiğim… önce kendimi, sonra da blogumu tanımlamam istenmiş. Aslında genelde hazetmediğim bi konu bu.. “bana kendini anlat bebeğim, içinde tüm sevdiklerin, içinde istanbul olsun” fln.. ben narsizmin doruklarında yaşayan bi insan evladıyım bi kere.. bana -anlat kendini- demek, ardı ardına sıralanacak “polly’e övgüler" le muhattab olmak demektir.. size de yazık bi yerde.. o yüzden, kendimi betimleme kısmını atlıyorum, profoyonelce..

Blogumu anlatacak olursam… bu yeşil sayfa, benim için garip bi geçmişe eşdeğer.. blog dünyasını ilk keşfetmem; daha önce de bahsettiğim gibi, eski erkek arkadaşımın bahsetmesi ile olmuştu. Bi topluluk blogları vardı ve orayı takip ediyordum arada… gizli saklı hem de..O, orayı okuduğumu hiç bilmedi.. ama tek bi gaf bile yapmadı, ne yalan söyleyeyim.. sonra dedim ben de isterim bunlardan bi tane.. ve böylece ilk blogumu açmış oldum.. Polly isimli bu blog, aslında bir kişi için yazılan yazıları ihtiva etmekteydi… karanlık ve melankolikti işte.. sonra dedim, hep böle şeyler yazmak istemiyor ki insan.. bi de günlük hayattan bahsedebilmek için olmalı bi blog.. işte bu sevgili inek, böle doğdu..

Genelde aklıma geleni yazıyorum ben.. konu kısıtlamasına gitmiyorum… şımarıkça tavırlar sergilememeye çalışıyorum ama.. çok uzun yazmıyorum mesela.. Çoğunlukla iş yerinde yazdığım için, uzun sürelerle dikkatimi toplayamıyorum.. ayrıca uzun yazıları okumak, beni sıktığı için; beni okuyanları sıkmak istemiyorum.. evet, sanırım bundan..

Çok renkli bi hayatım yok, bu yüzden de yazdıklarım pek kişinin ilgisini çekmiyor; takipçi sayımdan da anlayabilirsiniz bunu zaten.. :D ama beni okuduğunu bildiğim, benimle ilgilenen bi kaç kişi var ki; sadece onlar okusun diye yazdığım bile oluyo bazen..

Blog yazmak, sorumluluk gibi oldu zaman içinde.. hayatımı parça parça anlattığım, memento gibi bişi… yıllar sonra okuma fırsatım olursa misal, burda yazanlar sayesinde, tüm olayları en ince ayrıntısına kadar hatırlarım gibi geliyo.. bi de seviyorum yazmayı ben.. ellerimin klavyede dolaşmasını; içimden cümleler kurup, karşımdaki ekrana dökülmelerini fln..

Aslında kendime ve yine sadece kendim için yazıyorum ben..

Bir Narsistin Kendine Yaptığı Güzellikten Başka Bişi Değil Aslında…


5.08.2009

CoHeN


(((sadece aklımı boşaltmak için yazıyorum..
bu durumda, mim'in beklemek zorunda sevgili godsy...
aksi takdirde, çatlayacağım yazmadan..)))


bu akşam; Leonard Cohen, konser verecek cemil topuzlu'da.. o kadar üzüldüm ki, orda olamayacağım için.. ama biletler de çok pahalıydı be arkadaş! gerçi, değmez mi? şiddetle değer! ama olmayınca paran, herşey pahalı.. yapacak bişi yok..

yaklaşık 3,5 sene oldu, çalışma hayatıma başlayalı... bu esnada, ne uzadım ne kısaldım.. geçen sene çok istediğim halde, Goran Bregovic konserine gidemediğim için ağıt yakmıştım... bu sene Cohen.. senelerdir bi kere bile Rock'n Coke a gidememiş olduğum için üzülürdüm, artık benden geçtiği kanısındayım..

çalışmak demek; karşılığında para kazanarak, gününün belli bölümünü bir şeyler üretmek için harcamak değil mi? kazandığın para, sadece hayatta kalmana yetiyorsa; herhangi bir sosyal ihtiyacını karşılayamıyor, arkadaşlarınla ya da sevgilinle ayda bir de olsa çıkıp nevizadede bi rakı içemiyorsan; neye yarıyor?

parayla saadet olmaz derler ya hani.. bu sözüm, onu diyen insanlara.. belki banka hesabınızdaki para, sizi dünyanın en mutlu insanı yapmaz ama; cebiniz delikse, dünyanın en mutsuzu olabilirsiniz.. kıytırıktan bişi gibi görünebilir, alt tarafı bi konser ama; istediğiniz şey, dünyanın en önemli şeyidir o anda ve siz dünyanın en önemli şeyinden mahrum bırakılmaktasınızdır..

bu akşam; yorgunluğumu fln bi tarafa bırakıp, cemil topuzlunun etrafında kamp mı kursam? belki ses dışarı taşar :(




4.08.2009

.

aslında son derece farkındayım sorumluluklarımın.. söz verdim, sevgili godsy'e mim yazacağım dedim. ama yazamıyorum.. bi süredir vakit ayıramıyorum. dün akşam 22.30' a kadar çalıştım, üzerinize afiyet.. eve gidince de bi köşeye bayılıp kaldım elbet..
üstelik o mimi yazmadan, başka bişi de yazmamalıyım gibi geliyo.. önce onu çıkarmalıyım aradan sanki. ne bilim..
yaktın beni godsy!


bu arada yarın ve ondan sonraki akşam yapılacak olan "leonard cohen" konserine gidecek olanınız varsa, gözüme gözükmesin.. bu vesile ile bana verdikleri üç kuruş maaşla kıt kanaat geçinmeme sebep olup da öleyazmış bi ustanın belki de son performansını canlı izleme şansını elimden aldıkları için, iş yerim de gözüme gözükmesin.. ben yapamazken yapanlar da kör kuyulara gelsin.. allah kahretmesin!
1.08.2009

AlıŞVeRiŞ

son zamanlarda moda ve alışveriş bloglarını pek takip eder oldum. benim saatlerce baksam da göremeyeceğim ayrıntıları görüp de yazan insanların, hayatımı kolaylaştırdığını düşünüyorum. mesela bi kaç tane oyuncu resmi koyup da, "bakın hepsi krem rengi ayakkabı giymiş. bu sene bu çok moda" dedilermi, ben bitiyorum.. ama o resimleri benim önüme koy, bakar geçerim. iyi ki varlar :)
bi de bu sitelerden yeni şeyler öğreniyorum. mesela "private shopping" denen bi zımbırtı keşfettim. üyelerden birinin davetiye göndermesi ile üye oluyosun ve belli dönemlerde yapılan kampanyalar sayesinde dünya markası ürünleri %70 e varan indirimlerle alıyorsun.
geri kalmadım, hemen üye oldum.. sonra da pişman oldum..tamam %70 indirim de, tom ford denen adamın bi gözlüğü 900 lira. indirmiş indirmiş, 450 lira yapmış.. alabiliyo muyum? alamıyorum elbet.. en azından bu sitelerden önce, o kadar güzel gözlüklerin, çantaların fln varlığından habersiz yaşayıp kendimi iyi hissedebiliyodum. şimdi çok mutsuzum..
zaten ben normalde de öleyimdir. istiklale fln çıkıp mağaza dolaşmaya bayılırım.. ama sonra o beğendiklerimi alamayınca, bi mutsuz olurum, bi mutsuz olurum ki; sorma gitsin. hatta bazen kuşkulanıyorum kendimden, bi mazoşistlik fln var mı ki diye..
neyse konumuz bu değil.. bu private shopping siteleri pek güsel.. mesela çok yerlere bakıp da bulamadığımız koca numaralı terliklerden, orda bulduk. hem de accayip ucuza! ha almadık tabi.. çünkü ayakkabı terlik gibi şeyler denemeden alınmaz hacı.. misal; benim ayağım 36 ya da 37.. ayakkabının kalıbına göre değişiyo. geçenlerde parmak arası terlik alırken bile bi giydiğim 36 numaranın beyazı yoktu.. ben de başka bi model denedim. onun da 36 sı olmadı ayağıma. bak şimdi. iki terliğin kalıpları, birbirinden farklı. gel de internetten ayakkabı sipariş et şimdi.. 36 sölesem küçük gelir, 37 sölesem büyük.. kesin ya, biliyorum ben.. o sebepeten, o tarz yerlerden pinçik boncuk almalı insan. ya da hali hazırda kullanmakta olduğu makyaj malzemesinin yenisini fln.. aksi; felaketle sonuçlanabilir..
kıssadan hisse; internetten alışveriş yapmak risklidir.. kanmayın o güzelim fotolara.. (aynısından terkosta vardır kesin)
:D
 
MüTeveLLi HeYeTi © 2009. BaLıK GöZüNDeN İNeK!