
çok kağıt var, çoookkk...
nasıl okunur bu kadar kağıt allaamm...
içime fenalık geliyo baktıkça bile..
insan oğlu ne nankör yahu...
eski işimden nefret kustuğum, bu işi yaptığım gün hayatın bana bayram olacağını ilan ettiğim yazılarımın mürekkebi kurumadı daha halbusi :)
hemen bu işten de şikayet edecek bişiler buldum.. ama yok, valla çok sıkıcı iş.. artık sınavlarda "ek kağıt alabilir miyim hocam?" diyen öğrenci benim can düşmanımdır.. baban mı okuyacak o kadar yazıyı, eşşeoğlueşşek :))
neyse ya, yarın mezuniyet var. keplerini atcaklar, biz de orda buluncas.. çoh duygusal anlar yaşanacak tahminimce :) ben de ilk mezunlarımı vermiş olucam. breh breh breh demek istiyorum. okudum adam oldum resmen :))
herkese şiddetle tavsiye, muhteşem bi meslek bu.. valla :))
2- Mercan Dede canlı dinlenecek!
Not: İkisi birarada olursa, tadından yenmez! Bu Nedir Arkadaş!!!!
izlediğim blogların hepsi kayboldu!
noldu bu bloggera yahu?
yazmasak da, severek okuyoduk..
ben şimdi reader peşinde koşup, teker teker onları eklemekle mi uğraşacağım?
evli barklı kadınım, işim gücüm var :Pp
Pffff.... :(((

ama ne zaman dinlesem o şarkıyı, hemen ardından athena' nın "for real"i, kenan doğulu'nun "shake it up shekerim"i, hadise'nin "düm tek tek"i fln geliyo. kendime engel olamıyo, eurovision manyağı oluyorum. bu her seferinde böle oluyo, hiç değişmiyo arkadaş..
"herkes akıllı, bir ben deli" sanırsam :)
nispet yaparcasına, havadan sudan bahsedeceğim. :)
bariz şekilde paranoyak olduğumu ve her fırsatta "big brother watches us" diye düşünmekten kendimi alamadığımı bilmeme rağmen; yine de vazgeçemiyorum bu halden. eskiden sağda solda "duvar yazıları" derlemeleri vardı. onlardan birinde okuduğum bir şeyi paylaşmayı arzu etti deli gönlüm apansızın. "kim demiş benim paranoyak olduğumu ve neden bilmek istiyorlar!" benimki de bu hadise; benim paranoyak oluşum, kimsenin beni izlemediği anlamına gelmiyor neticede.
sanki kendi hayatımla ilgili ser versem, sırrımı alacaklar, beni uzaydan tespit edecekler sonra da beni tanıyan herkes özel hayatımla ilgili detayları öğrenecek ve yazdığım saçma sapan şeyler için, vakti zamanında "jenga" isimli oyuna çekilmiş reklamdaki çocuk gibi işaret parmağını suratıma doğru uzatıp "ha-ha-ha" diyecekmiş gibi hissediyorum. bu sebepten istanbuldan taşındığımı belirttiğim halde nereye olduğunu sölemek istemiyorum. yaşadığım bu cennet mekanın fotoğraflarını burada yayınlayıp herkesi hasetinden çatlatamıyorum. benim derdim çok büyük, kimse bilmiyor :(
neyse efendim asıl anlatmak istediğim, şu sıralar hayatımızda büyük bişeylerin hazırlığı olduğu. ama dediğim gibi, hırs yaptım anlatmayacağım. siz sadece önemli bişilere hazırlık yapılmakta olduğunu bilin yeter. big brother olmaya ne gerek var milletin hayatında. bilmenize izin verildiği kadarını bilin, üstünüze vazife olmayan şeyleri bilmeyin. öğrenmeye çalışmayın, sağda solda sormayın. fazla merak iş açar başına insanın.
(bu vesile ile kendimi selebriti sanma egomu da tatmin etmiş oldum :) herkes peşimde, herkes özel hayatımı merak ediyor. hiç mutlu değilim şekerim)
o zaman oldu..
iyi günner..
yıllarca istanbulda ne eziyetler çekmişim meğer ben...
trafikte kalmışım, daracık sokaklarda sıkışmışım... paramla rezil olmuşum, varoşlarda yaşamışım.. dünyaya -2. kattan bakmışım da kendimi "ama evim güzel" diyip kandırmışım :)
şimdi dört tarafı pencereli, dört yandan güneş alan; dört başı mahmur evimde yaşıyorum... hem de dördüncü katta :)
sabah kalktık köpeciğimle.. çayı koyup kendimizi sokağa attık.. köşe başındaki markete gittik, gazetelerimizi aldık.. ordan da fırına yürüdük.. taze ekmeklerimizi aldık. bi kepek, bi buğday.. sonra da eve dödük. ortalığı toparladık, evi havalandırdık.. bi güsel kahvaltı hazırladık... kahvaltı sonrası gazetelerimizi okuduk.. şimdi keyfi zamanı.. sonra da ev için bişiler yapmaya başlayacağız. toplamamız gereken, bize ait olmayan şeyleri toplayıp kaldıracak ve hatta göndereceğiz gidecek.
belki akşam üstü parka gideriz kızımla.. koş oraya koş bıraya, kaz orayı kaz burayı yaparız :)
burda köpeciğim de çok mutlu, ben de öyleyim..
iyi ki yapmışım be atom!
çok çok değişmiş bir şekilde, yeniden karşınızdayım..
ballandırarak anlatacak bişi yok aslında, sırasıyla yazıp geçeceğim...
sevmediğim işimden ayrıldım ve sevdiğim işi yapmaya başladım...
istanbuldan taşındaım, artık antalyadayım..
sevgilimden ayrıldım, şimdi yalnızım..
kısacası...
yeni şehir, yeni iş, yeni ev, yeni hayat...
burdan güncellemelerim devam edecek diye umuyorum.
ne de olsa artık yalnızım ve tanımadığım bir şehirde, tanımadığım insanların arasındayım..
insan bu durumda sosyal ağ bağlantılarına sarılmaz da, ne zaman sarılır..
hayatımdan çıkardığım ya da çıkarmak zorunda bırakıldığım insanları geri kazanmaya çalışarak başlayacağım yeni hayatıma... ihmal ettiğim dostlarımı tekrar arayarak..
anılarıma tekrar sarılarak..
çünkü artık sadece ben, anılarım ve yeni hayatım varız.. bir de köpeciğim :)
Canım çok sıkkın!
Dün; bugün için evime davet ettiğim arkadaşımı, hiç bir sebep göstermeden işten çıkardılar!
“bizim için verdiğin emeklere teşekkür ederiz ancak yollarımız burda ayrılıyor” demişler, hepsi bu...
Peşine de bir güvenlik görevlisi takmışlar... sanki giderayak bişiler çalacak, ya da bişilere zarar verecek..
Nasıl bir zihniyet bu yahu? 2 yıldır seninle çalışan bi insanı, çat diye, sebepsiz yere işten çıkart..
Üstelik bi de hırsız muamelesi yap, terörist muamelesi yap...
Kızcağız dün akşam aradı beni. “Yarın gelemeyeceğim, ailemin yanına gidiyorum” dedi.
Nasıl üzüldüm.. en azından diyodum yarın oturur konuşuruz. Birazcık yatıştırırım onu.. o şansım da kalmadı..
Şu anda geldi mesela.. burda.. özel eşyalarını topluyor, bilgisayarından şahsi resimlerini fln alıyor.. başında bir güvenlik görevlisi...
Gözü bilgisayar ekranında.. “senin burdan çıkardığın herşeyden ben sorumluyum” diyo bi de utanmadan..
Nası bi yer burası, nası insanlar bunlar!
Şimdi, müdürüm istifa ettiğinden ve bana teklif ettikleri terfiyi reddettiğimden; gidenin yerine yenisini bulana kadar bana muhtaçlar ya.. acaba diyorum; bu kaos sona erince, bana da yaparlar mı benzer bişi.. çünkü ne kadar çalıştığının, ne kadar özverili olduğunun hiç kıymeti yok burda... biri bir karar verir, kraldan çok kralcı olanlar derhal uygular.. burda çirkin bir şölen başlar.. günün birinde bana da olabilir.. gecemi gündüzüme kattığım o zamanlar silinir gider..
Ne kapasitemi kullanabildiğim, ne gelişmeme izin verilen, ne hakettiğimi alabildiğim bu lanet yerde tıkılıp kaldığıma inanamıyoum! Ben ki, hayatımın herhangi bi döneminde böyle hissetmemek için ne fedakarlıklar yapmış idim oysa.. çaresizlik ya da mecburiyet hissi kadar nefret ettiğim ve kaçmaya çalıştığım şey o kadar az ki!
Ama az kaldı.. ben de gidicem burdan.. gönül ister ki, emeklerimin ve 5 senemin karşılığını, yani tazminatımı alıp gidebileyim. Ama olmazsa da oturup o para için üzülecek değilim.. burda sevdiğim insanlar da var ama hissettiğim şey, onları da bırakıp gitmem için yeterli.. tek gereken, doğru zaman ve doğru fırsat..
Gecenin bi vakti eve gelen sevgilim de, yazımı okuyunca heveslenmiş. “ne güsel şimdi uyandırsam, umut dolu olur bu” diyip uyandırmaya yeltenmiş.. hönkürmüşüm kendisine.. ağzımdan çıkan tek şey “peyniri buzdolabına kaldır” olmuş J sonra yine uykunun serin kolları..
Gece 3 gibi uyanıp yediğim üzümleri saymazsak, deliksiz bi uyku çekmişim yani.. sabah 7 de kalktığımda, hala uyuyasım vardı ama, günün ilerleyen saatlerinde geçer diye umuyorum : )
Bu akşam da artık eve gidince, güsel bi operasyon yapmak lazım gelir.. çünkü ev çığrından çıkmak üzere.. yarın da arkadaşımı davet ettim.. istersen temizleme J gitsem şöle; yerleri temizlesem, mutfağı toparlasam, çamaşır yıkasam, terası yıkasam, dük’ün havuzunu doldursam da azcık yüzse çocuk.. hatta belki, enerjim kalırsa şayet, yemek bile yapabilirim.. neden olmasın? Zaten eve gidince ne yapıyorum ki? İşyerindeki bilgisayarın başından kalk, evdekinin başına otur yane.. hayat böle geçiyo.. halbusi ne gerek var? Faideli bişiler yapmak lazım gelir...
Bi de hortum almam lazım eve giderken.. nalburda satılır mı hortum? Ne kadardır acaba metresi? Taşıma su ile teras yıkanmaz, ördek havuz doldurulmaz... hayat bana bunu öğretti : )

