benim için akil insan, işini iyi yapan insandır.. işi ne olursa olsun.. saçını tam istediğin renge boyayabilen bir kuaförden ya da elbiseni tam istediğin kadar daraltabilen terziden daha akil insan yoktur!

buradan hareketle, kendime ait bir akil insan listesi çıkardım.. buyrun..

Cem Adrian
Murathan Mungan
Küçük İskender
Ahmet Altan
Mehmet Turgut
Elif Şafak
Umay Umay
Zeki Demirkubuz
Berkun Oya
Yaşar Kurt
Okan Bayülgen
Ufuk Bayraktar
Cem Mansur

Eminim biraz daha düşünsem, aklıma nice güzel insan daha gelecektir. Adını yazmadığım her akil insandan şimdilik özür diliyor, bu konuda fikri olanların katkısını da bekliyorum.. ya da belki herkes kendi akil insan listesini çıkarmalıdır :)


7.04.2013

ALeNGiRLi ŞiiR




Ben seni severim sevmesine de toplum buna hazır değil
Nükleer denemeler kyoto sözleşmesi küresel ısınma falan.
Belki sen çok küçüksün belki benim ruhum ölü
Biraz Nietzsche biraz Kant kafan karışmış belki
Parlıamanet'i de bozdular tutunacak dalımız mı kaldı?
Pavyonda tanıdığım bilge bir pezevenk vardı!
Kötü kitaplar okumak kötü yaşamak gibidir derdi.
İyi kitaplar okudum bir b.ka yaramadı..
Ben seni severim aslında da düzenim bozulur diye korkuyorum
Durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar
Sinemaya gitmeye ele ele tutuşmaya falan kalkarız
İşin yoksa çiçek al, saç tara, parfüm sık.
Küsmesi, barışması, ayılması, bayılması
Hatta eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması
Meyhanede tanıdığım gerzek bir filozof vardı!
Güzel kadınlar insanın ömrünü uzatır derdi.
Bir sürü güzel kadın girdi hayatıma
Hepsi ağzıma s.çtı..
Ben seni severim belki de rabbim buna hazır değil.
Her şeyin güzelini sever o ideal birliktelikler ister
Seninle benim yan yana oturacağımız çekyata
Ne ilahi adalet sığar ne de diyalektik..
İçime çöreklenmiş sığ bir sığır var benim.
Ben seni severim sevmesine de
İş çıkarmasana şimdi ne gerek var güzelim..

Ali Lidar

Yıllardır eksikliğini kimseye anlatamadığım bir puzzle parçası gibi oturdun yüreğime, tam gereken yere.. İlk kez bu kadar "tam"ım..

Ankaraya kar yağıyor.. Belki tanrı duydu sesimizi. .Onca yangının üstüne, birazcık içimiz soğusun diye.. Yetecek mi ki?

Ne o güne, ne de sana olan inancımı kaybederim.. Sadık bir mürit gibi, tevekkülle beklerim.. Tek korkum, yetecek mi kalan zaman bize?

İçimde seni bulduğumdan beri, yüzün yüzümde sanki.. Yüzyüze olacağımız güne kadar; aynalarla yaşıyor, en çok kendimi seviyorum..

Ne kadar erken gelsen,o kadar iyi.Çok zaman lazım çünkü..Tenine batmış her kıymığı tek tek çıkarmak,tüm yaralarını sarmak için..

Edir'Ne? :-) Tadı ancak büyüyünce anlaşılan bir içki gibi memleket..  Rakı gibi, onu da sek içmek gibi.. Hey gidi..

Sen rakı gibi memleketteysen ve ben yanında olamıyorsam; gider bir rakı içer, ikimize ortak payda yine bulurum ben..

Beni yokluğunla sınama.. Önce yanımda olmayı dene gerçekten, beğenmezsen ben giderim zaten..

Topu topu 29 harf ile kocaman bir hikaye yazdım sana.. Mutlu sonlar yazdım..İhtiyacın olduğunda okuman için, yanıbaşına bıraktım.. Her devrimi de sessiz sedasız yaptım. Dilimi bilmeyenlerin kulaklarına bağırmanın manası yoktu.. Ben yaptım, kaderini sana bıraktım.. Çünkü öğrenmiştim, ellerinde her şey çok güzel görünüyordu. Paramparça bir kalp bırakıyordum avuçlarına, karşıdan masal sanılıyordu..

Köşe yastığın olucam senin.. Hem çok yakışıcam evine, hem de sırtını yasladığında en rahat ettiğin olucam.. Bi bıraksan kendini..
Hiç eskimiycem de... Omuzlarıma, saçıma ve ayaklarıma birer kez dokunman; beni dünyanın en güvenilir "arka"daşı yapmaya yetecek yeniden...

Bir meleği tasvir etmeye çalışmak, o meleği ikna etmeye çalışmaktan daha kolay olurdu. Melek.. Zoru seviyorum, zorsun diye..

2004'e kadar Edirne'de, şu an izmir'de ama genel olarak Ankara'da... Nefes almak istiyorsam, reçete bu..

Tanrı her zaman uyumaz çünkü, bazen dinler meleklerini.. Ve içlerinden en kıdemlisinin yüreğinden geçeni gerçek yapar.. Normal...

Birinin hayatında olmayı istemek, illa aşkını istemek değil ki.. Sohbetini istemek, dostluğunu istemek, derdini dinlemek istemek sadece..

Hastayım, çok yorgun, çok halsizim melek.. Çok da yalnızım üstelik.. Bu gece de sen benim başucumda bekler misin?
Dün gece ilk defa rüyamda seni gördüm.. Dileğim gerçek oldu, tüm gece başımda bekledi meleğim galiba..

Melekler müritlerini özler mi? Meleklerin müritleri olur mu ki?

Meleklere boş verilmez.. Bir meleğe boş vereceksem bile, dolu almak için olur...

Biraz uyuyalım mı melek, geçer anlaşılmamanın ağırlığı.. Ben beklerim sabaha kadar, sen uyu..

Uyudun, hissediyorum.. İki kişilik değil, tek kişilik atıyor kalbim..

Biz, bazı güzellikler karşısında susabilmeyi çok önce öğrendik.. Sessizliğimiz, söyleyecek sözümüz olmadığından değil, güzelliğe minnetimizden...

Kaç defa "daha" sını yaşamamış olmak için ölmeye niyet ediyoruz ve kaç defa yeni sabahlara uyanıp günün insanı oluyoruz değil mi?

Havanın yağmur yüklenmesi için, illa ayak basman gerekmiyormuş.. İçimi yeterince seninle doldurunca, ben de çekebiliyorum yağmuru..

Sen melek değilsen, melek diye bişi yok.. Tanrı da yok! Kanatların var, ben görüyorum... Dünyayı sorgulatma bana...

Neden yalnız ve mutsuzsun, söyleyeyim.. Herkesi aynı kefeye koyduğun için..

Antalya! Havada bi güzellik var sanki.. Böyle bi hafif, bi tatlı, bi umutlu.. Melek kokusu sinmiş! Kimbilir Ankara nasıl kokuyodur!

Bazı şeyler beklemez.. Beklememelidir.. Bazı şeylerin hakkı, "hemen"dir.. Bilirsin..

Tanrı ile; seni ne kadar sevdiğime inandırabilirsem, benim olmana izin verir belki diye, her gece ne çok konuşuyorum; bir bilsen..

Şeker bir prens iken, kral olmak öyle kolay değil.. Çok ihanete uğrayacak, çok bıçak taşıyacaksın sırtında.. Çok yalnız kalacaksın!

Aynı hayalin kahramanlarıyız diye; tüm bunları hissetmek için seni seçtim, bunca cümleye adınla başladım! Duy ve aynaya bak artık!!

Ölürken kalbimi sana vasiyet edicem, sende kalsın.. Aynadan başka bi yerde kendini görmek hoşuna gider diye.. 

Kızamam ki, kalbimi kırıyorsun diye.. Ben onu zaten sana vermişim, emaneten taşıyorum. Emanetini, kırık dokuk teslim etmekten korkuyorum.

.








6.04.2013

Kurt Cobain

Bugün Kurt Cobain'in 19. ölüm yıldönümü..

tevellütü benden yeni olan arkadaşlar, bilmeyebilir; buyrun burdan okuyun..
http://tr.wikipedia.org/wiki/Kurt_Cobain

efsanevi 27'ler kulübünün en harbi delikanlısı...
grunge akımının en babası..
sahnede asi şov akımının neredeyse yaratıcısı ya da en şahane icracısı diyeyim..

bana grunge müziği, ergenliğimde asiliği, aklım başıma erince psikiyatriyi ve sonrasında farmakolojiyi sevdiren adam..

her şarkısını hala ezbere bildiğimi farkedince hayrete düştüğüm..
sarı saçlı, hırçın adam..

27 yaşında kendini bir pompalı tüfekle vuran...

manik depresif olduğundan mütevellit, lithium denen zıkkımı (ilacı) kullanmak zorunda kalan..
ruh halinin dalgalanmalarının yanında, bir de o ilacın midesine çektirdiği acıyla boğuşan.. boğuşamayan adam..

ardında şöyle bir mektup bırakarak..
henüz 27'sinde...
pompalı tüfekle...
kızı ve karısına veda bile etmeden..
pompalı tüfekle!


bu şekilde buldular onu ve basına başka fotoğraf sızdırmadılar..


biz ise sadece ağladık..

ben o günden sonra hep "Polly" dedim kendime, hiç değişmedim.. hep Polly kaldım, hep de Polly kalacağım..

27 yaşında gittiğin ve 19 yıldır yattığın o yerde, rahat uyumaya devam et asi çocuk..


5.04.2013

UyKu SoRuNu

Bu saat oldu,hala uyuyamadim.. (01:32) ustelik takriben 22:30 dan beri de yataktayim.. Nefret ediyorum bole olmasindan.. Yattigim gibi uyuyabilmek istiyorum..
Sabah 8 de kalkmam lazim bi de.. Nasi olcaksa artik..
Pis de bi hava var; yorgan varken sicak,yokken usuyorum.. Daha ince alternatifleri cikarmak icin ise cok yorgunum..
Yataktan,telefon araciligiyla bildirdigimden; turkce karekter problemi yasiyorum.. Affola..
Melekler uyusa,muritler de uyuyabilir belki..

Uyu melek, ne olur.. Biraz uyu..

4.04.2013

TaRiF

hiç tanışmadığın, alakan olmayan birinin üzüntüsüne, acısına üzülmenin ne demek olduğunu; bu maçı izlediğinde anladın mı melek? soyunma odasına boynu bükük giden futbolculardan biri değilsin, hiçbirini tanımıyorsun, alakan olmadı hiç.. ama için kan ağlıyor.. yüzlerinden okuyorsun üzüntülerini.. acı çektiklerini görebiliyorsun.. içine bir ağırlık çöküyor.. bu kadar sevdiğin birinin/birşeyin üzülmesini, haketmediği bir muameleye maruz kalmasını hazmedemiyorsun değil mi? elinden gelse teselli etmeyi ne kadar istersin.. sırtlarını sıvazlayıp, değmeyeceğini söylemeyi.. belki gözyaşlarını silmeyi..

üstelik hiçbirinin sevgilisi olmak istemezsin..
hiçbirinin sırtını sıvazlarken, kötü bir niyet gütmezsin..

sen benim, haketmediği halde sahadan boynu bükük ayrılan takımımsın.. sırtını sıvazlayıp, gözünün yaşını silmek ve sadece "üzülme ne olur, geçecek" diyebilmeyi istiyorum.. çünkü senin çektiğin acıyı okuyabildim gözlerinden.. kıyamadım sana.. tek isteğim; soyunma odasında yanına gelip, "sen muhteşemdin" diyebilmek..



2.04.2013

BoDRuM ERTeSi

evet, döndüm bodrum'dan... çook güzel bir haftasonuydu, emeği geçen herkese teşekkürler..

detaylı bir anlatımla yazmak istiyorum ama bakalım sabrım yetecek mi :)

giderken yolculuğum çok keyifli geçti bi kere.. satın aldığım koltuğun servis sehpası kırık olduğundan, yanımdaki koltuğu satışa kapatmışlar.. iki kişilik koltukta yayıla yayıla gittim.. kulağımda müzik, gözümün önünden geçen manzaralar.. uyuyamadım sadece, o biraz sıkıntı oldu.. çünkü sabah 7 de kalkmıştım ve akşam da konserde olacaktım sonuçta.. bayılmamak için, uyuyabileydim iyiydi..

neyse 8 saatlik bir yolculuğun ardından bodruma indim.. amanın, o nasıl değişmek.. ben en son 99 senesinde gitmiştim bodruma, evrim geçirmiş resmen o zamandan bu zamana.. hatırladığım o kadar az şey hala yerindeydi ki!
adet yerini bulsun diye kayboldum tabii bir de.. madem tanıdık hiçbirşey kalmamış, o zaman neden kaybolmuyorum dedim ve gerekeni yaptım derhal..
ama kaybolmak da bir yere kadar neticede, doğru yolu bulup konserin yapılacağı mekana ulaştım.. mekanın işletmecisi bayan beni o kadar sıcakkanlı karşıladı ki hayret ettim. gitmeden önce arayıp yer ayırtmıştım.. o telefon konuşmamıza istinaden sevmiş demek ki beni, kollarını açıp üzerime doğru koşmak suretiyle kucaklayıp öptü beni.. :))

konser için kapı açılışı 22:30, ben gitmişim 20:30 da.. açım ve yorgunum üstelik.. yemek için bir yer önerdiler, gittim efendi gibi karnımı doyurdum.. bodrumda herşey tursitlere göre hacım; bi krep istedim, aile boyu geldi.. hepsini yemediğim için beğenmediğime hükmeden garsonun tripleri ile uğraştım bi de..

neyse yemekten sonra mekanın tuvaletine girip, süper kahraman kostümümü giyip makyajımı yaptım ve konser mekanına doğru yola düştüm.. kapıda koymadılar sağolsunlar; erken demeden aldılar beni içeri.. elimdeki poşet-valiz kırması şeyi de ofise çıkarıp bi rahatlattılar beni.. güzel bi de yer ayarladılar.. ben başladım yavaştan demlenmeye.. sınırsız içki demişler, hakkını vermez miyim :)) verdim elbet :)
menajer dostumuza geldiğimi haber verdikten sonra, yapmam gereken tek şey efendi gibi oturup beklemekti zaten.. :)

işletmeci hanımla yapılan kakara kikirinin ardından, menajer arkadaş mekana giriş yaptı.. ardından onunla ayaküstü sohbet derken, esas oğlanımız salona teşrif buyurdular ve konser başladı.. rüya gibiydi gerçekten.. muazzam bir deneyim daha yaşadım; bundan öncekiler gibi.. bol bol fotoğraf çekmeyi de ihmal etmedim elbet :))

konserin sonunda, artık mekanı terketme zamanı geldiğinde aradım kuzeni, dedim gel beni al.. o gelene kadar bi biracağız daha içtim ve kapı önüne çıkıp beklemeye başladım. orada karşılaştığım müzisyen arkadaşlara teşekkür etmeyi de ihmal etmedim, kibar ve medeni bi insanım neticede.. ellerini sıktım, başarılarının devamını diledim.. zaten bu konserler sebebiyle kendileriyle bayaa bi tanış olduk :) azcık sohbet ediyorduk ki, uykusundan uyandırılmış kuzen faltaşı gözleriyle sellektör atarak geldi kapıya.. atladım arabaya, doooğru turgutreis!

yolda durup nevale almayı da ihmal etmedik elbet :)) eve vardık ve ben derhal süper kahraman kostümümden arındım, makyajımdan da elbet :) oturduk başbaşa, içkimizi içip sohbetimizi ediyorduk ki; ben içmiş olduğum 7895 biranın etkisiyle oracıkta sızıvermişim :)) sağolsun yatırmış beni, üstümü örtmüş.. halden anlayan biri olarak başucuma da koca bi bardak su koymuş :)) tabi ben uyanmaya çalışırken o suyu radyoo-saatinin üstüne döküp kısa devre yapmasına neden olmayaydım iyiydi :))

biraz evde oturduktan sonra, ben açlıktan ölmeyeyim diye attık kendimizi turgutreis sokaklarına.. marinaya kadar yürüdük, yoldan bi unlu mamül alıp hayatta kalmayı garantiledim.. marinada kahve dünyasına oturup tembel tembel 3 saat muhabbet etmemize müteakip kalkıp eve döndük.. teyzemin bıraktığı sarmaları hüplettikten sonra açtık bi güzel film.. amaaaan nası keyifli.. tazecik çay, harika bi film derken; bi baktık gitme vakti gelmiş :(

kuzenciğim sağolsun beni bodrum otogara kadar götürdü, ben de otobüsüme bindim.. muğlaya kadar herşey yolundaydı, yanım boştu, yol güzeldi.. lakin muğlada yanıma biri oturdu.. bir teyze! hatta bir buçuktan iki teyze! öyle teyze olmaz olsun! yol boyunca bir kısmını üstüme bırakmak suretiyle uyudu, önmüdeki kendini kucağıma kadar yatırdı ve arkamdaki de dizlerine koltuğuma yasladı.. bu çılgın üçlünün arasında şekilsiz bir tost olarak geldim onca yolu.. neyse ki bitti..

gidişler hep güzel, dönüşler hep zor zaten :(

neticede bir konser daha bitti, artık önümüzdeki konserlere bakıcaz..
bunun yanında, bodrum da turgutreis te dünyanın sayılı cennetlerinden hakkaten.. fırsatı olan daha da kalabalıklaşmadan bi kaçsın derim..

sevgiler saygılar...


29.03.2013

BoDRuM BoDRuM

Yarın Bodrum'a gidiyorum a dostlar..
esti kafama, eeeh dedim, bi daha mı gelicem dünyaya..
gidiyorum valla :))

konser var aslında, onun için gidiyorum..
ama nasıl gidicem, nerde kalıcam, nasıl dönücem falan diye düşünmekten, vazgeçmiştim adeta..
sonradan aklıma geldi ki, benim orda yaşayan bi kuzenim var :))
derhal aradım kuzeni..
dedim kuzen; ben gelsem, sen nasılsın?
o da dedi, bayılırım..
sözleştik..

yarın öğlen binicem otobüse, akşam bodrumdayım..
biraz sağda solda takılıcam ve akşama konsere gireceğim..
konser bitiminde de kuzeni arayacağım, gelip beni alacak; hoop eve..
gece orda kalacağım, sohbet muhabbet eşliğinde..
sabahına bodrum manzarası eşliğinde yapılacak teras kahvaltısına müteakip, gezdirir heralde beni azcık, eşek değil ya :))
pazar gecesi de binip döneceğim işte..
olay bundan ibaret..

nası, mis di mi?

i love myself vallahi :)))
bu da şarkısı olsun hatta..

It's my life, it's now or never
I ain't gonna live forever
I just want to live while i'm alive!!


28.03.2013

FaRKıNDaLıK!

içim ne zenginmiş!
bunca zaman birilerini arayarak ya da hayatıma alarak, kıymetimi bölmüşüm!
bölünmediğinde ne fazlaymış!!!
23.03.2013

FoR My "MuSe" (2)


Bu saat olmuşsa ve yarın karşına dikilecek sorumluluklara rağmen uyumadıysan, kalbinde sorumluluklarından daha güzel biri vardır..

Yalnız değilsin, sadece bensizsin.. ve en korkuncu da; farkında değilsin!!

Bi an olacak, aklından geçecek, "yazmış mıdır" diyeceksin..ve biliyorum ki; bi kontrol edeceksin, bu cümleyi görüp gülümseyeceksin..

Henüz hayatına almadığın, daha tanımadığın bir melek var; her gece sabaha kadar başucunda bekleyen..

Huzurlu tek uykuyu, yakınımda tadacaksın.. Henüz tecrübe etmemiş olman, doğru olmadığı anlamına gelmiyor; yaşayacaksın, söz..

Ve uyuduğunu sanıyorsun.. İyi geceler, benim ruhumun dönülmez akşamı..

Yaşlandıkça bir halka daha atıyor zaman boynumuza.. Ayakta öleceğiz, yüzyıllık çınarlar gibi.. Halkalar kesmezse nefesimizi..

Nasıl ağlamam lazım bu gece sana.. Ağzımdan bölük pörçük kelimeler çıkmalı, bir tek sen anlamalısın.. bana ulaşmalısın!

Öyle bir gücüm vardı ki, herkesi sıradan olduğuma inandırmam lazımdı..Aksi takdirde, koca bir nesil aklını yitirebilirdi, kıyamazdım...

Bir sürü saçma sapan şey yaşayıp, seni özlüyorum. Özlüyorum bildiğin, kokunu falan.. Tanrıdan dileklerim: önce akıl fikir, sonra kokun..

İçini sevdiğim, ruhu yüzünden güzel adam.. hep renk olasın, rengarenk kalasın.. Ahenkli, dingin,tablo gibi..

Kurduğum tüm cümleler, birinci çoğul şahıs..Ne ben gözümde büyüteyim, ne sen küçümse.. Basit bir dil bilgisi kuralından ibaretiz..

"Alışmak" istiyorum sana, hepsi bu...

Anneler, sadece yaşayan çocuklarını affeder.. ne tuhaf değil mi?

Senin benim için ne ifade ettiğin değil, benim sana neler yazdırabileceğim önemli..

Kapılardan girmek zor, çıkmak ise çok kolaydır; bilirim..Önünde ciğerci kedisi gibi dolanıp durduğum tek kapı da seninkidir..

Yeterince yorulursak, belki uyuyabiliriz..

Kalbimiz sağlam kalsın.. Yol dediğin nedir?

İçimde tarifsiz bir özlem! Olduğun yerde olmalıyım, biliyorum; olamıyorum.. Kesif bir çaresizlik kokusu yayılıyor, sessizce izliyorum...

Tüm yolların dönüp dolaşıp sana bağlandığı bu alternatif fakiri zamanlarda, kendi yolumu çizmem gerektiğini söyleyenler bile var.. Anlatamıyorsun ki; elde etmeye çalıştığın rakam 1 ise, 2 'yi 7 ile çarpsan ne? Ruhu vizyonsuz, gözünde perde; tutturmuş matematik diye.. Oysa sınırlı sayıda insan biliyoruz ki, dünyanın en büyük gizemlerinde üst sıralardayız. Kara delikler, şeytan üçgeni, sen ve ben.. Bir de “artık zamanı geldi” demiyorlar mı? O zaman, ayaklarınla birlikte gelecek! Ayakların değmediyse kapı eşiğime, zamanı gelmemiştir; net!

Geçebilesin diye, ördüğüm duvarları yıkacak değilim.. Geçesin varsa, o duvarı yerle yeksan etmeyi bilmelisin..

Küçükken koşmayı marifet sanırdım, büyüdükçe varmayı.. Şimdi ise, düşmemek bile yetiyor..

Aklımda kalacağına kalbimde kalsan ya.. Daha sıcak olur hem, hem de zaten bir odan var orda.. Kendine ait bir oda..

Bugün yoksun diye, rüya görmeyi reddecek değilim..Yarın ihtiyacın olduğunda uykularına sunmak üzere, anı biriktirmeliyim..

O kadar kıyamam ki sana; dönmedin diye kızmadan önce, cebine ekmek kırıntısı koyup koymadığımı sorgularım.. (çünkü masalız biz...)

Sevgilim.. Hala bekleyip beklemediğimi sormuşsun.. Bekliyorum elbet.. Sen beni bunun için bırakmadın mı?

Aynı gökyüzüne bakıp da, aynı hayali kurabilen; üstümüzden kayan yıldıza bakıp, aynı dileği tutabilen kaç kişi kaldık ki zaten?

Dünya; benim olduğum yerden, senin olduğun yere kadardır! Aksini "bilmek" istemeyen bir aşığa, ne desen beyhudedir..

Bensiz geçen her dakikanın ne büyük kayıp olduğunu anladığında, kafanı vuracak duvar arayacaksın.. Üzülme, ben onu da vereceğim sana...

Seninle aynı anda ağlayacak, her an buna hazır birini bulmak ne kadar zor; biliyor musun?

Şimdi yarım, yarın eksik.. Eksikliklerine "hafiflemişim" diye bakabilene kadar, kendini yerinde ağır taş sanmaya devam..

Biliyorsun olmayacak.. Ölmeyecek de.. Asılı kalacak, yarım..İnancını sorgulayacaksın, kimse farketmeyecek. Alışacaksın sonra...

Gün geçtikçe, ardımızda daha çok "yarım" şey bırakıyor ve yarım yamalak gidiyoruz ölüme.. İçimiz hep eksik..

Daha fazla yazarsan ağlarım biliyorsun, ne zaman bu kadar çok yazsan hep ağladım..Ve ben ağladığımda, mutlaka kötü bir şey oluyor..

Hey dünya! İçimdeki güzelliklerin birine bile sahip olamayacak kadar kötüsün! Ama benim sahip olamadığım tek güzellik de sende..

Birinin bize ne ifade ettiğini anlatmak için o kadar uğraşıyoruz ki; biri için ne ifade ettiğimizi dinleyecek zaman kalmıyor..

Ortak yaşanmışlıklardır yaklaştıran, aynı uykusuzluğu paylaştıran.. Kanımız bile aynı renk, o günden sonra..

Başlarken hedefimiz "dinlesinler" değildi ki, neden seviniyoruz kalabalıklara? "Anlasınlar" istemiştik, bir arpa boyu yol aldık..

Senden beslenip kendimi çoğaltmaya başladığımdan beri, kalabalık seviyoruz seni... Ne zaman çınlasa kulağın, bizden biri özlüyordur!

Seni sevdikçe içimde büyüyen "o şey" lere ben bile yetişemiyorum.. Sayende, içim dışımdan büyük artık..

Bu kadar üşüyor olması ellerimin, titriyor olması parmaklarımın; sanma ki geceler bağlanmıyor diye sabahlara.. Yoksun; hepsi bu..

Kalemimden damlayan kan ile, çok hayat kurtulurdu... Ben ise, her büyük kelamın ardına üç noktalar koymak için kullandım..

Güneş doğsa ne olacak, bağlanmıyor ki benim gecelerim sabahlara.. Bu yüzden hep soğuk kalıyor ellerim, avuçlarım hep bembeyaz..

Bekleyeceğim.. Her gün yeni bir umutla, bitmeyecek bir heyecanla bekleyeceğim.. Çünkü içimde umut dolu bir "belki" var, "inşallah"la beslenen...

Gerçek bir elvedaya kadar çok iç çekeceğiz, çok gün geçmeyecek, çok gece sabaha bağlanmayacak, çok ağlayacağız, çok şarkı yapacağız!

Büyük laflar etmek istiyorum eskisi gibi.. Ayna çıkıyor karşıma, soruyor tokat gibi.. Ne eskisi gibi ki?


17.03.2013

I NeeD a MiRaCLe

şu aralar "sorumluluk" kavramından fenalık geldiği için; o kavramı çağrıştıracak ya da o kavramın üstüme yüklediği herşeyden nefret ediyorum.. deli gibi sevdiğim işimi yapmak da istemiyorum mesela.. ders hazırlamak da, sınıfa girip ders anlatmak da gelmiyor içimden.. öğrenci göresi yanım yok, daha ne diyeyim..

bir yandan da kendime acayip kızıyorum.. tamamen saldım çünkü kendimi.. gerçek anlamda hiçbir şey yapmıyorum kendim için.. bir silkinmem, bir toparlanmam lazım..

evimle ilgilenmiyorum, kendimle ilgilenmiyorum, köpeklerimle ilgilenmiyorum, kariyerimle ilgilenmiyorum.. ilgilenmiyorum da ilgilenmiyorum yani..

bir mucize lazım bana..
en parlağından..

hayatımı baştan aşağı değiştirecek ya da bu değişim için bana güç verecek bir mucize...
laf arasında "iman power" olarak kullandığım bir şey..





15.03.2013

Nor-Mal

asla "normal" bir hayatım olmayacak benim..
olsun istemiyorum çünkü..

gündüzümün gecemden farkı kalmasın istemiyorum.. yarı uyur halde yaşamak istemiyorum..
normalleriniz sizin olsun..
ben hep "bi acayip" kalmak istiyorum..

her gece; içinden geçenleri yazabilmek için sabahlara kadar oturan ve günün ilk ışıklarıya uyuyakalan kadın olmak istiyorum..
sabahları da "sorumluluklarına" geç kalan ya da ucu ucuna yetişen..

yazmak, okumak, dinlemek, izlemek istiyorum..
gitmek...
çook yerlere gitmek, bir yere aşık olup kalmak, sonra yine gitmek istiyorum.. aşık olduğum yere dönmek üzere..
benimle aynı aşkı yaşayacak, aynı rüyayı görecek insanlar istiyorum hayatımda..

bana bulaşmasınlar istiyorum, hepsi bu..

9.03.2013

FoR My "MuSe"


bir süredir, tekrar yazabiliyor olmanın heyecanı içerisindeyim.. o kadar uzun zaman olmuştu ki, ilham perimi kaybedeli; şimdi yaptığım herşey yeni bir başlangıç, baby steps..

paylaşmak istedim..

birine değil, birinden aldığım ilham ile yazdığım da not edilsin istiyorum..


Ansızın parmağın sızlar mesela; bakarsın, incecik bir iz görürsün.. İşte sen "o"sun; canımı en çok yakan, incecik kağıt kesiğim...

İnsanin sadece kendi bildiği ve herkesten sakladığı bir huyu vardır ya; kendinde en sevmediği yer.. Tam oradan seviyorum seni..

Tüm gelişmelerden haberdar olmak için, sana bakıyorum. Mutsuzsun da ölüyor muyuz, iyisin de gülüyor muyuz?

Ne kadar sağlam yapıştırsan da, bazen sızdırıyor kalbin ve o çatlaktan hep hüzün çıkıyor. Gören de sanacak ki, kalbin acıya durmuş...

Günaydın aydınlığım, ayışığım; ellerime değemeyen o güzelliğine..

Rüyalarında; küçük adamlar, küçük adımlarla rüzgara karşı yürüyecek.. Yağsa rahatlayacak diyeceksin, yağmayacak..

Ben istersem kelimeleri kifayetsiz, notaları yersiz kılarım.. Durup dururken, hayatını anlamsızlaştırmama neden olma çocuk..

Bir adam gelir; "yaşanmışlıklarım" diye gururla taşıdığın herşeyi, güzelim avuçlarına sığdırıverir.. Çaresiz, aşık olursun..

Türkçe muazzam bir dil.. Sadece beş harfi yanyana getiriyorsun, bir ömürlük acı ediyor; "neden?"

Bugüne kadar benim olduğuna inandığım hiçbirşeyin ellerimden kayıp gitmesine izin vermedim.. Gidebildiysen, bir sebebi var...Ama yalan yok; öyle görkemli gittin ki, dur demek gelmedi içimden..Senin kadar güzel giden hiç olmamıştı..O günden beri, sırtını sever dururum..

Hayatından gidenlerin ardından şarkılar söylemeye öyle alışırsın ki; bir süre sonra, arkandan söylenen şarkıları duyamaz olursun.

O kadar aynıydı ki kumaşlarımız, benden çok güzel yama olurdu kalbine...

Gidenlerin kalbinde açtığı delik, aynadaki yansımaları kadar büyük olmuyor; biliyor musun?

Ellerimi yakan o ateşini, gururla taşıdım yıllarca avuçlarımda.. Bu yüzdendir, gittiğinden beri kimselere dokunamayışım..

Ansızın bir leylak kokusu saracak ortalığı, dönüşü olmayan gidiş neymiş; anlayacaksın..

Yaşanan her acıyı geride bırakacağım derken, kırılmış kalbimin parçaları üzerinde yürümek; beni, geride kandan bir iz bırakmaya mecbur ediyor.. Ve nihayetinde o kan; arayanın beni bulabileceği bir ize dönüşüyor.. Kaçamıyorum, saklanamıyorum.. 

Kalbim öyle bir dondu ki; adının yazdığı sayfayı çevirmeye kalksam, tuzla buz olacak..Korkumdan, hep aynı sayfaya bakıyorum nicedir..

Elbet acıyacak ellerin, kırık camlar taşıyorsun nicedir; lakin artık kabullenmelisin, kimse gelmeyecek almaya..

Bir kez bile terkedilmemiş insanların, çektikleri korku filmleri bol kanlı olur. Terkedilmek, kabusları geliştirir..

Hüzün bir yüktür omuzlarında, umut ise kaygan zemin.. Düşmek için tek gereken, koşman için kollarını açmış biridir artık..

Çünkü hiçbir kent; bunca anıyı, bunca acıyı taşıyamaz..

Gitme diye; göğsümü parçalayıp kalbimi söksem yerinden, "ellerin kirli" der yine gidersin..

Aramızda bunca kilometre var ve buna rağmen dünya dönüyor; inanabiliyor musun?

İyi geceler, içimin aydınlık penceresi.. Nöbetimi devral bu saatten sonra.. Korumamız lazım cam duvarları.. Sen ve beni; diğerlerinden ayıran...

Öyle güzel "kaybediyorum" ki seninle olunca; bir daha gün yüzü göresim gelmiyor.. Ve öyle çok "başka" şey kazanıyorum ki beraberinde, hesaptan cayasım geliyor..

O kadar inanıyorum ki, ölürken resmini tutacağıma ellerimde; şimdiden arkasına yazdım vasiyetimi..

Sayısız sevenin arasından ayır beni.. Bugün değil, otuz yıl sonra sına beni..

Birgün, leş gibi bir yağmur altında ıslanmış bulacaksın beni kapında. Bunu unutma, sakın kimsin diye sorma..












olduk olmadık yerlerde küfür etmek, bölük pörçük cümleler kurmak, anlam bütünlüğü sağlanamamış metinler yazmak; sizi iyi, içten, entel ya da vahşi bir yazar yapmaz..

bir ömür biriktirir insan, 60 sayfalık bir kitap çıkar.. çok beğenilir, çok satar..
sonrasında yazacak bir şeyin kalmadığını kabul etmektir "iyi" yazar olmak.. tekerrüre meyletmek değil..

o saatten sonra kuracağın her cümlenin içi boş kalacaktır.. bunu da "iyi" bir okur hemen anlayacaktır...

bazen "bırakmak", denemeye devam etmekten daha büyük erdemdir..


20.02.2013

Bu AraLaR BeN..

sadece müzik dinliyorum!
mesai yapar gibi, durup dinlenmeden..
geceleri uykusuz kalarak, sabahları ölü gibi uyanarak; ama yılmadan usanmadan..
bir de; konserlere gidiyorum, gitme planları yapıyor, hayata geçiriyorum..

eskisi gibi oldum..
hislerimi müzikle ifade edebilir ve hatta tekrar yazabilir oldum..
küçük ve emin adımlarla, olsun..

kendimle barıştım..
aynalarla barıştım..
ve fark ettim ki, hayat da benimle barıştı..
hangisi önceydi bilmiyorum.. önce ben mi hayatla barıştım da, o beni affetti; yoksa o benimle barışınca, ben mi affettim şerefsizi?

geride bıraktığım ve çok özlediğim şeyler varmış, hatırladım..
geride bıraktığım ve çok özlediğim insanlar..
hepsine geri döndüm..
benim olan ve benim olmaya hevesli her şeye ve herkese..

iyiyim yeniden, çok iyiyim...
canım istediği kadar ve canımın istediği kişi ile sohbet ediyor, içiyor, uyuyorum..
gülüyor; gerekiyorsa gerçekten, ciğerimi sökercesine ağlıyorum..

ve müzik..
bundan bahsetmiş miydim :)))






 
MüTeveLLi HeYeTi © 2009. BaLıK GöZüNDeN İNeK!