16.11.2009

ADDicT


ALES'e girdim dün, yazmadım zamanında... şimdi yazayım bari dedim...


aranızda giren var mı bu sınava bilmem, ama ben yakın arkadaşlarımdan birini zorla soktum, ev arkadaşım ve kardeşim de girdiler.. benim çevremden çok giren oldu kısacası.. öğlen yemek sohbetimiz bile bunun etrafında şekillendi hatta..


sınava girme psikolojisinin, bağımlılık yapan bi aktivite olduğuna karar verdik en sonunda.. okul bitip de iş hayatına atılınca insan derin oh çekiyor kabul.. ama aradan iki ya da üç sene geçince, işten gelip de evde televizyon karşısında pineklemek tuhaf gelmeye başlıyo insana.. sanki bişiler yapmak gerekiyomuş da, yapmıyomuşsun gibi.. "nası yane, şimdi ders çalışmak zorunda değil miyim?" "sınav olmayacak mıyım yane bi daha?" gibi sorular kımıldamaya başlıyor beyninde..


işte bu his de, yüksek lisans gibi aktivitelere atılma cesareti yaratıyor kişide.. yeniden kitap başında pinekleme isteği uyandırıyor.. bu iyi bişi mi, bence öle... ders çalışma bağımlılığı; ne ala, o la la! geliştirir insanı, kualifikasyonuna kualifikasyon katar...


ama burda sorgulanması gereken, bağımlılığa dönüşmüş olmasıdır... bildiğin sigara aramak gibi yemeklerden sonra.. ağlana sızlana, ders çalıştığı günleri özler mi insan? kanser yapacağını bile bile sigara içmekten zerre farkı yok, sıkıla sıkıla ders çalışmayı gerektireceğini bile bile yüksek lisans yapmanın..


dün oturduk konuştuk ev arkadaşımla.. yüksek lisans yapmak istiyor, hiç mi hiç ders almıyor gözünün önündeki ibret hikayesinden... yukarda bahsettiğim sebeplerden hem de.. hayatını boş ve anlamsız hissettiğinden.. anlamlandırmak için se bulduğu çözüm; yüksek lisans... peh...


dedim ki, peki ne gerek var? bi arkadaşım var gözümüzün önünde, örnek olarak.. lisede annesi kansere yakalandığı için okulu bırakmak zorunda kalmış ve sonrasında da devam etmemiş. iş hayatına girmiş, senelerdir istikrarlı ya da istikrarsız çalışmakta...

resmi olarak bakıldığında (geçerli bi sebebi olsa da) ortaokul mezunu sayılan bu kızımızın, çalıştığı şirkette benden iki kat fazla kazanıyor olması, neye dalalettir? yaptığı işin de telefonlara cevap vermekten öteye gitmediğini biliyorsak üstelik...


şimdi ben yüksek lisans yapacağım da ne olacak? gecelerce uykusuz kalmalarım, gözlerimin bozulması, derse gitmek için izin alma mecburiyeti yüzünden doktora gitmek için izin alamadığımdan sağlığımın tehdit altında olması vs..


kıssadan hisse; yüksek lisans ve benzeri eğitimsel aktivitelerin, kişiye reelde hiçbi katkısı olmamaktadır. akademik kariyer peşinde olanlar dışında, bu iş deli işidir.. ama biz yıllar yılı, yarışmak zorunda bırakıldığımızdan, yine yarış istiyoruz işte..


sınav bağımlısı olduğumuzu idrak etmeli ve ömrümüzü yiyip bitirme riski olan bu zararlı alışkanlıktan kurtulmak için gereken önlemleri almalıyız...


ben Polly, 28 yaşındayım ve sınav bağımlısıyım...



ps: haftaya kpds' deyim :)





8 yorum:

Griffith dedi ki...

Amaç kualifikatsiyona kulaifikatsiyon katmaksa,bence de yüksek lisans cv üzerinde bir takım insan kaynakları uzmanının gözünü boyamaktan başka bir işe yaramaz.(Kaldı ki,o da garanti değil)

Onun yerine,hele de halihazırda bir iş sahibiyken,kültürel ya da ne bileyim sportif bazı faaliyetlere yönelerek kendini geliştirmek daha mantıklı galiba...Ya da ben çok fena saçmalıyorum.


PS: Haftaya Kpds'deyim.

ESRİK dedi ki...

okul biteli 10 yılı geçti, hâlâ her pazar ödev yapmamışım gibi hissediyorum kendimi ve sonra ödevimin olmadığını hatırlıyorum:)

fevkalade olağan dedi ki...

işte ne var ki bi insanın bu yazdığın halleri hissedebilmesi ancak yaşamasıyla mümkün oluyor.. hatırlarsan benzerlerini BEN DEMİŞTİM.. ha derken bi faydasısın olmayacağını biliyordum.. o uyarı sadece bugün BEN DEMİŞTİM diyebilmenin hazzını yaşamak içindi yani..

bi de.. ders dönemi işin en eğlenceli kısmı.. tez aşamasına geçince haber ver yine gelip BEN DEMİŞTİM yazayım.. ehhi..

polly dedi ki...

sevgili Griffith; saçmalamıyorsun :D ideal olanı dile getiriyorsun ama insan zorda kalmayınca yapmıyo hiç bişi.. zorda kaldım derhal bi operaya gitmek zorundayım gibi hislere gark olmuyoruz ki... birinin bizi döve döve yaptırması lazım illa ki.. bu da yine, çocukluğumuzdan kalma çalışma alışkanlığı galiba :)

polly dedi ki...

sevgili esrik; ahaha, yalnız olmadığımı biliyodum :)
ama tuhaf bi his di me? aman derim sen bu hissse kapılıp da benim yaptığımı yapma :)

polly dedi ki...

sevgili fevkalade olağan; sana ne desem bilemedim... "bi insanın şevki nasıl kırılır" konusunda mı yaptın sen master'ı?
şimdi artık daha çok korkuyorum, mutlu musun?
:(

bi dost dedi ki...

amaç fazla para kazanmaksa ortaokul mezunu sayılan kızınız sizden daha başarılı olmuş bu konda evet ama daha çok şey bilmek, bi konuda uzmanlaşmak daha önemlidir diye düşünürüm ben. arkandayım, yürü be polly bakma sen onlara :p

polly dedi ki...

sevgili bi dost; ne kadar anlamlı aslında sölediklerin ama.. kazın ayağı öle değil.. ne de olsa, para kazanmak için çırpınıyoruz, ilk okuldan itibaren.. iyi okullar, nice sınavlar.. kimse de çok şey bileyim bana yeter demez.. para olmadan olmuyo.. hem zaten bu işin göstergesi de para.. sen istediğin kadar "az kazanıyorum ama ben aslında çok bilgiliyim" diye yırtın.. çok kazanan, çok bilir.. sektörde kural budur!
:D

destek için se ayrıca teşekkür ediyorum bu arada :)

 
MüTeveLLi HeYeTi © 2009. BaLıK GöZüNDeN İNeK!