eski arkadaş iyidir ya.. zaten kaç tane arkadaşı yıllandırabilir ki insan hayatında... insanlar gelir, insanlar geçer.. yıllardır tanıdığın insanlar, yıllardır tanıdığın insanlardır aslında; arkadaşın değil.. arkadaşlık kolay edinilen bişi değildir ki zaten... oturup kendini anlatman gerekir en baştan.. "ben aslında bundan nefret ederim" diye açıklamanı gerektirir. arkadaşın olacak kişi, bir dahaki sefere nefret ettiğin o şeyle muhattab olmamanı sağlayan kişidir işte.. hatırlayandır çünkü, senin o şeyden nefret ettiğini.. senin de hatırlamandır..
mesela bir arkadaşım var benim.. liseye yeni başladığım sene tanışmıştık kendisiyle. aynı yerde oturmamız münasebetiyle başlayan tanışıklığımız, zaman içinde arkadaşlığa dönüşmüştür.. ve ben aradan geçen bunca seneye rağmen, her dokuz ekimde "armağan'ın doğum günü" diye kalkarım yataktan..
liseden beri hayatımda kalan bir başka arkadaşımla, uzun zaman aralıkları ile görüşebilsek de; birbirimizin hayatını o kadar ince ayrıntısına kadar biliriz ki, o daha bi isim söyler söylemez neler yaşamış olabileceğini tahmin etmiş olurum ben..
bir başka arkadaşım; ki kardeşim derim ben kendisine; öyle bi parçamdır ki benim, canının sıkıntısı malum olur bana.. izmitte okudu o misal.. sakaryada okulumda, yurdumda iken ben; bir gece içime kapanan kapaklar ile sabah ilk iş kendimi izmite attığımı ve kapıyı çaldığımda bütün gece uyumadığını ele veren göz altı torbalarıyla karşılaştığımı bilirim.. şehirde sakin sessiz gezerken "benim gitmem lazım" diyip yanımdaki herkesi o an bırakıp arkadaşıma gittiğimde, erkek arkadaşıyla ayrıldığını ve ben kapıdan girdiğim anda cama attığı yumruğun bileğini kestiğini gördüğümü bilirim.. onun bileklerine dikiş atılırken ondan daha çok ağladığımı.. "canım sıkkın" dediğimde izmitten kalkıp, istanbula geldiğini, beni kolumdan yakalayıp, üstelik kedimle birlikte izmite götürdüğünü de...
az önce bir arkadaşım burdaydı misal.. üniversiteden bir arkadaşım.. evine beş parasız gidip "canım içmek istiyor" dediğimde bana kral içki sofraları kuran, sarhoş olduğumda sızdığım yerden yatağa taşıyan, salya sümük ağlayıp da masa altlarına saklandığımda, beni çıkarmaya çalışmayıp, gelip yanıma kıvrılan... ne çok ağladığım yanında, ne çok omzumda ağlattığım.. yıllar çok şey götürdü ondan da benden de.. evlendi o misal.. zamanında çok yalvardım yapmasın diye, dinlemedi.. şimdi boşanma arefesinde.. çok mutsuz ve benim de içimi acıttı mutsuzluğu.. konuştuk saatlerce ama insanın basiretinin bağlandığı anlardan biri bu da.. "ne diyebilirim ki" dedim hep içimden. ne bildiğim bir konu bu; ne de hak verdiğim.. keza ben seni uyarmıştım be adam.. ama diyemedim tüm bunları.. "yakınındayım be adam; kaç gel canın sıkıldıkça.. benim evim, her zaman senin evin.. eskiden senin evini paylaştık kriz zamanlarında, şimdi sıra benimkinde" diyebildim sadece. o anladı..
eski dostlar hep anlar.. ne buruşukluk görmüşlerdir yüzünde.. ne kocaman kahkahalar, ne salya sümükler.. içini acıta acıta kurduğun cümlelerin kıymetini; paylaşmayı vaad ettiğin iki göz odanın kıymetini bilirler.. beraber içilen kahvenin de tadı ayrı olur işte bu insanlarla..
hayatıma değer katan, anlatmaya layık bulduğum; anlatabildiğim için kendimi kıymetli hissettiğim tüm arkadaşlarım.. iyi ki varsınız be ya.. hakkaten bak...

3 yorum:

bi dost dedi ki...

zor kazanılıyo arkadaşlık, dostluk dediğin gibi. kıymetini bilmemizi nasip etsin Allah. senin gibi.

godsyndrome dedi ki...

Demek sen de iyi dostsun ki böyle dostların var acaba ben kötü müyüm o yuzden mi kimse yok bak canım sıkıldı şimdi :D

polly dedi ki...

sevgili bi dost; he valla.. insan iyi hissediyo kendini...

sevgili godsyndrome; bence öledir, biraz özeleştiri şart :p şaka bi yana, bazen sen istemeden kuruluyor bu tarz şeyler.. bazen sen istediğin halde kurulmuyor.. hayatımızın yönetimi çok da elimizde değil.. bence öncelikle bu idrak edilmeli.. kendinize dev aynasında görmekten vazgeçin ey insanlar :D

 
MüTeveLLi HeYeTi © 2009. BaLıK GöZüNDeN İNeK!